Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın keşidecisi .. olarak gözüken ... .. Şubesine ait 25.02.2006 keşide tarihli 12.000,00 TL bedelli ve 25.02.2006 keşide tarihli 14.000,00 TL bedelli hamiline yazılı sahte çekleri farklı tarihlerde aralarındaki ticari ilişki sebebiyle ciro ederek katılana verdiğinin iddia olunduğu olayda; katılanın sanıkla bir yıl kadar ticari faaliyetlerinin olduğu, önceleri peşin para ile çalıştıkları, daha sonra sanığın çek vermeye başladığı, çeklerin bazılarının sahte ve çalıntığı çıktığı, sanığın kendisine 400.000,00 TL borcu olduğu beyan etmesi, sanığın aşamalardaki beyanlarında devam eden bu alışverişi doğrulaması ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında devam eden bir cari hesabın bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın sahteliğini bilerek davaya konu çekleri devam eden cari hesap kapsamında verdiği ve önceden doğan bir borç bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece sanığın atılı suç yönünden mahkumiyetine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi.