Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Suç tarihi 18/07/2014 olduğu halde gerekçeli karar başlığında TCK’nın 191/5. maddesi kapsamında denetim tedbirinin ihlali olarak kabul edilen eylem tarihi olan 21/01/2015 olarak yazılması,
2) Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa usulüne uygun tebliğ edildiğine dair belgenin dosya içerisinde ve UYAP sisteminde denetime açık bir şekilde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Kabule göre de;
a) Suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerekirken, sanık hakkında TCK'nın 61. maddesi uyarınca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden “suçun işleniş biçimi ve sanığın şahsi ve sosyal durumu dikkate alınarak takdiren ve teşdiden” denilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi,
b) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 19/04/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.