Mahkûmiyet, müsadere
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde hüküm tarihinden önce Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan iptal kararı ile basit yargılama usulünün uygulanma imkânının ortaya çıkması nedeniyle kararın bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/1. maddesindeki düzenleme uyarınca basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmaması yönünden hakimin takdir yetkisinin bulunduğu, dosyanın tetkikinde Mahkeme tarafından, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra dosyanın ele alındığı, duruşma açılıp genel hükümlere göre yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulduğu anlaşıldığından Tebliğnamenin bu yöndeki görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra, somut olaya tatbiki mümkün bulunmayan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un (10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesinin “3/23." maddesi olarak değiştirildiği gözetilerek) 3/23. maddesinin uygulanması suretiyle karma uygulama yapılmışsa da, aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 22.09.2025 tarihinde karar verildi.