1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali ve tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.09.2015 tarihinde davalı Kuruma başvurarak yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun 11.11.2015 tarihli yazısı ile yeterli prim gün sayısı olmadığından bahisle tahsis talebinin reddedildiğini, dayanak olarak da 2926 sayılı Kanun gereği 2002 yılında Necip Kırıkçı ve Osman Altıner adlı komisyoncular tarafından yapılan Bağ-Kur kesintilerinin Kuruma bildirilmemesinden dolayı bu tarihlerdeki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilmesinin gösterildiğini, müvekkilinin 13.04.2011 tarihinde komisyoncular tarafından düzenlenen faturaları ibraz ederek 6111 sayılı Kanun’a göre ihya ve yapılandırmaya gittiğini, davalı Kurumca tescili yapılarak ödeme tablosu tebliğ edildiğini, tebliğ edilen borçları ödediğini, ürün teslimi sırasında yapılan Bağ-Kur kesintisinin Kuruma yatırılmamasından davacının sorumlu tutulamayacağını ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile de sabit olduğu üzere Kurumun sigortalığı önce kabul edip primleri tahsil ederek uzun yıllar kullandıktan sonra sigortalığın iptali yoluna gitmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek Kurumun yarattığı muarazanın giderilerek davacının 01.10.2015 itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:

5. Davalı ... (Kurum/SGK) vekili cevap dileçesinde; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

6. Çanakkale İş Mahkemesinin 28.10.2016 tarihli ve 2015/477 E., 2016/402 K. sayılı kararı ile; davacının teslim ettiği ürün bedellerinden dava dışı Necip Kırıkçı tarafından 10.06.2002 tarihli ve dava dışı Osman Altıner tarafından 13.06.2002 tarihli faturalar ile Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığı, davacının 26.03.2004 (26.03.1994) tarihli 4 nolu Tebliğ gereği sattığı ürün bedelinden yapılan tevkifatı gösterir faturayı saklayarak kendisine bu konuda yüklenen sorumluluğu yerine getirdiği, tevkifatı Kurum hesabına aktarmanın dava dışı komisyoncuların, bunları takip etmenin de Kurumun sorumluluğunda olduğundan davacının fatura ile sabit olan tevkifat kesintisinin Kurum hesabına aktarılmamasından sorumlu tutularak sosyal güvenlik hakkına erişiminin engellenmesinin Kanunun ruhuna, sosyal güvenliğin temel ilkelerine ve sosyal devlet anlayışına aykırı olduğu bu nedenle 2002 yılı Haziran ayında adına yapılan tevkifatı takip eden aybaşı 01.07.2002 ile 31.12.2002 tarihleri arasında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne davalı Kurumun yarattığı muarazanın giderilmesine, davacının 01.10.2015 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.

7. Çanakkle İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.

8. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 22.02.2017 tarihli ve 2016/378 E., 2017/203 K. sayılı kararı ile; davacının, sebze ve meyve komisyoncuları Necip Kırıkçı ve Osman Altıner'e teslim etmiş olduğu ürün bedellerinden 2002 yılında tevkifat yapıldığı anlaşılmakta ise de prim tutarının Kuruma intikal etmemesi nedeniyle 01.07.2002-31.12.2002 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına ilişkin mahkeme kabulünün yerinde olmadığı, 01.10.1961 doğumlu olan davacının 1917 gün 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında hizmeti, 190 gün askerlik borçlanması ve 46 gün Tarım Bağ-Kur hizmeti olmak üzere toplam 2153 günlük hizmetinin bulunmasına göre tahsis koşullarının oluşmadığı, kabule göre de mahkemece kabul olunan 01.07.2002-31.12.2002 tarihleri arasındaki 180 günlük sürenin davacının sigortalılık süresine eklenmesi durumunda dahi 07.09.2015 tahsis talep tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesi hükümlerine göre tahsis koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

10. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 13.11.2018 tarihli ve 2017/1884 E., 2018/8199 K. sayılı kararı ile; “...E)Temyiz:
Davacı vekili “Davacının prim tevkifatı için müracaatında sunduğu faturaların incelenerek 2926 sayılı yasa kapsamında tescil edildiği, prim borçlarının 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılarak 2011 yılında tahsil edildiğini, davalı Kurumca 2015 yılındaki başvurusu üzerine, tevkifatın ödenmediği gerekçesiyle 5 yıl önce tescil ettiği sigortalılığı iptal ettiğini, müstahsil tarafından yatırılmayan prim tevkifatının Kuruma yatırılmamasından sigortalının sorumlu olmayacağı."gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 18/04/2011 tarihli talebi ile 01/07/2002-28/02/2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, bu süreye ilişkin prim borçları 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırıldığı ve yapılandırma kapsamında taksitlendirilen prim borçlarının büyük kısmının 31/12/2013 tarihinden önce ödendiği, 24/02/2014 tarihinde 280,00 TL ve 24/04/2014 tarihinde 307,21 TL ödeme yapıldığı, davacının 07/09/2015 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurumca davacının teslim ettiği ürünlerden yapılan prim kesintilerinin Kuruma intikal etmediği gerekçesiyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, 2002/6. ayda prim kesintisi bulunduğu, ziraat odası kaydının 21/11/1995 tarihinden itibaren devam ettiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, Bağ-Kur’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Yasanın 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, iki yıla kadar olan süre dışında süreklilik arzettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.
11/09/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasanın 58. maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 54. madde:
“ Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22/3/1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır.
4 üncü ve 7 nci maddeler ile 2926 sayılı Kanunun 2 nci, 5 inci ve 9 uncu maddelerine göre kayıt ve tescili yapılanların, sigortalılık tescil ve sürelerine esas tarımsal faaliyetleri ile ilgili kurum ve kuruluş üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine sigortalılıkları geçersiz sayılarak iptal edilenlerin, tescillerinin yapıldığı tarihten 31/12/2010 tarihine kadar geçen sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla, 4 üncü maddenin birinci -fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. Ancak, tevkifat kesintisine binaen geriye dönük yapılan tescillerden, tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan, daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtlar geçerli kabul edilmez.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.” şeklindedir.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Yasa'nın uygulanmasına ilişkin 26/03/1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nun 526.maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tesbiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Somut olayda, yukarıda yer alan yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında öncelikle davacının teslim ettiği ürün bedellerinden 2002/6. ayda prim kesintisi yapıldığı sabit olup Bölge Adliye Mahkemesince zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün prim kesintisinin kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş olması halinde prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu arandığı şeklindeki değerlendirmesi yerinde değildir. Öte yandan 2002/6. ayında prim kesintisi ve 21/11/1995 tarihinden itibaren ziraat oda kaydı bulunan davacı, 6552 sayılı Yasanın 58. maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 54. madde uyarınca 31/12/2013 tarihinden önce ödediği primlerin karşıladığı süre kadar 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur (5510 sayılı Yasa'nın 4/1-b maddesi kapsamında) sigortalısı kabul edilerek yaşlılık aylığı şartları buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın açıklama kısmında davacının 01/07/2002-31/12/2002 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu belirtilmiş ise de, davanın kabulü ile, davalı Kurumun yarattığı muarazanın giderilmesine ve davacının 01/10/2015 tarihinden itibaren yaşlılık almaya hak kazandığının tespitine şeklinde hüküm kurulduğundan davacı istinaf yoluna başvurmamış olduğu gibi dava kabul olduğundan istinaf yoluna başvurması da beklenemez.
Yapılacak iş, davacının 31/12/2013 tarihine kadar ödediği primlerin 01/07/2002 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması halinde ne kadarlık süreyi karşıladığı davalı Kurumdan sorularak, 6552 sayılı Yasanın 58. maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 54. madde uyarınca davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süre tespit edilerek ve diğer sigortalılık süreleri de dikkate alınarak tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığını belirlemekten ibarettir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır…” gerekçesiyle kararının bozulmasına dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

11. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 tarihli ve 2019/144 E., 2019/351 K. sayılı kararı ile; 2002 yılındaki prim kesintisinin tescile dayanak alınması hâlinde dahi makul süreyi aşan 2011 yılına kadarki sürede sigortalılık iradesini ortaya koymayan davacının, 2002-2011 yılları arasındaki dönemde sigortalı olarak kabulüne olanak bulunmadığı, sigortalılık niteliği konusunda herhangi bir inceleme yapma yetkisi ve sigortalı olmayan kişilerden tevkifat yoluyla prim tahsil yetkisi bulunmayan gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerinin sigortalılık tescili bulunmayan kişilerden yaptıkları kesintiyi Kurum kayıtlarına intikal ettirmemeleri durumunda Kurumun ürün teslim eden kişilerle ilgili herhangi bir yükümlülüğünden veya ürün teslim alan kişileri denetleme gibi bir görevinden söz edilmesinin mümkün olmadığı bu nedenle Kurum kasasına girmeyen tutar için geçmişe dönük sigortalılık tanıma yükümlülüğünden söz edilemeyeceği, davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyeti nedeniyle kendi sigortalılık haklarını takip etme yükümlülüğünü öngören yasal düzenlemeler gereğince talep ettiği dönemde herhangi bir işlem yapmadığı, davalı Kuruma sigortalılık iradesini ortaya koyan bir başvuru gerçekleştirmediği, 9 yılı aşkın süre geçtikten sonra içeriğinde yer alan kesintinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği belirgin bulunan ve geçerli olduğunun kabulünü gerektirir bir niteliğe sahip olmayan makbuza dayalı istemin kabulüne olanak bulunmadığı, öte yandan 5510 sayılı Kanun’un geçici 54. maddesinindeki düzenlemenin maddenin aradığı tescil koşullarına sahip olmayan davacı yönünden uygulanamayacağı da dikkate alınmak suretiyle teslim edilen ürün bedellerinden yapılan kesintiye dayalı sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik prim ödemesine dayalı sigortalılık süresi tespitine karar verilip verilmeyeceği konusunda yerleşik Yargıtay içtihatlarından ayrılan ve içtihat değişikliğine yol açacak olan uygulamanın Hukuk Genel Kurulu tarafından karara bağlanması gerektiği belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:

12. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; gerçek kişiler ve özel kuruluşlar tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmediği takdirde sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresi tespiti olanağının bulunup bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 54. maddenin davacı yönünden uygulanıp uygulanamayacağı; buradan varılacak sonuca göre davacının 31.12.2013 tarihine kadar ödediği primlerin 01.07.2002 tarihinden itibaren ne kadarlık süreyi karşıladığının davalı Kurumdan sorularak yaşlılık aylığı şartlarının değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

14. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır.

15. Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 17.10.1983 kabul tarihli olup 20.10.1983 tarihli 18197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu (2926 sayılı Kanun)'un 2. maddesinin ilk hâlinde kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların bu kanuna göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 15.04.1987 tarihli ve 3350 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen fıkra ile de uygulama tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla 55 yaşını dolduran erkeklerin istekleri hâlinde kapsama alınacağı hükme bağlanmıştır.
16. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun sözü edilen 2. maddesi 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişikliğe uğramış olup madde;
"Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
17. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: "Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar..." şeklinde tanımlanmıştır.

18. Bu itibarla 2926 sayılı Kanun'un 2. ve 3. maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan kanunda öngörülen belli bir yaşı dolduran kadın ve erkekler dışındakiler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde olup sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz (2926 sayılı Kanun m.5).

19. Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun'a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca re'sen yapılacak ve Kanun'un 5. maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.

20. Diğer yandan 2926 sayılı Kanun'un 10. maddesinde kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu anlaşılmaktadır.

21. Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulaması ile de Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2010 tarihli ve 2010/10–359 E., 368 K.; 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 E., 2017/215 K. ile 15.02.2017 tarihli ve 2015/10-1283 E., 2017/242 K. sayılı kararları).

22. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu hâlde 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Kurumun prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re'sen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği re'sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.

23. Nitekim 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1'e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalan Kanunu 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği (Tebliğ) düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar, (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar, (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi, (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu, (H) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borcu taksitlendirilen çiftçilerin durumu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğin (D) bendinde ise çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu belirtilmiştir. Çiftçilerin sattıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben yapılan tevkifatların, tevkifatın Kurum hesaplarına intikal etmesi koşuluyla tevkifatın gerçekleştiği tarih itibariyle cari ve geçmiş dönem prim borçları ile iadenin talep edileceği dönemin sonuna kadar tahakkuk ettirilecek prim borçlarına mahsup edileceği, Kurum hesaplarına intikal etmeyen tevkifatların mahsup işlemine esas alınmayacağı ise Tebliğin (F) bendinde düzenlenmiştir.
24. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri Nolu Uygulama Tebliğinin "Prim Tevkifatı Nedeniyle Tescil ve Sigortalılığın Başlangıcı" kenar başlıklı (I) bendinde ise, "2926 sayılı Kanun'un 2 inci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde, Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların tescil işlemleri, Kanunun 9 uncu maddesine göre Kurumca re'sen yapılmakta ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri de kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.
Ancak Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı olmaları gerektiği halde, Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış çiftçilerin, tevkifatın yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle yazılı talepte bulunmaları halinde, söz konusu talepleri tescil için irade beyanı olarak değerlendirilecek ve tevkifat tutarının Kurum hesaplarına, bildirimin ise Kurum kayıtlarına intikal etmesi koşuluyla, sigortalılıkları tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşı itibariyle başlatılacaktır.
Sigortalının bu yönde bir talebinin olmaması halinde, sigortalılık Kurumca re'sen tescil işleminin yapıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren başlatılacaktır." yönünde düzenleme bulunmakta iken bu bent 21.03.2002 tarihli ve 24702 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 seri nolu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmış ise de daha sonra 22.05.2007 tarihli ve 26529 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7 seri nolu Tebliğ ile yeniden düzenlenerek tekrar yürürlüğe konulmuştur.

25. Öte yandan 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 58. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a geçici 54. madde eklenmiştir. Geçici 54. madde;
“Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22/3/1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır.
4 üncü ve 7 nci maddeler ile 2926 sayılı Kanunun 2 nci, 5 inci ve 9 uncu maddelerine göre kayıt ve tescili yapılanların, sigortalılık tescil ve sürelerine esas tarımsal faaliyetleri ile ilgili kurum ve kuruluş üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine sigortalılıkları geçersiz sayılarak iptal edilenlerin, tescillerinin yapıldığı tarihten 31/12/2010 tarihine kadar geçen sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. Ancak, tevkifat kesintisine binaen geriye dönük yapılan tescillerden, tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan, daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtlar geçerli kabul edilmez.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir.

26. Somut olayda davacının 18.04.2011 tarihli başvurusu üzerine Kurum tarafından ibraz ettiği 10.06.2002 ve 13.06.2002 tarihli müstahsil makbuzları ile 21.11.1995 tarihinde başlayan ve hâlen devam eden Lapseki Ziraat Odası kaydına istinaden 01.07.2002 tarihi itibariyle sigortalılığının başlatıldığı, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadan faydalanarak primlerini ödediği, 07.09.2015 tarihli tahsis talebinin müstahsil makbuzlarında görünen Bağ-Kur prim kesintilerinin Kurum kayıtlarına intikal etmediğinden bahisle sigortalılık tescil tarihinin 25.04.2014 tarihine kaydırılarak prim ödeme gün sayısının yeniden düzenlendiği belirtilerek reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

27. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ürün tesliminin özel kuruluşlara veya gerçek kişilere yapılması hâlinde hak ve mükellefiyetin başlangıcı için bu tevkifatın Kurum hesabına intikal etmesinin zorunlu olması gerektiği dikkate alındığında dava dışı gerçek kişiler tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen primin Kurum hesabına intikal etmediği durumlarda bu makbuzlara istinaden tevkifata dayalı geriye dönük tescil imkanına sahip olmayan davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması mümkün değildir.

28. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 tarihli ve 2010/10-380 E., 2010/420 K., 25.01.2017 tarihli ve 2015/10-264 E., 2017/153 K., 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 E., 2017/215 K. ile 18.01.2022 tarihli ve 2019/(21)10-594 E., 2022/9 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.

29. Davacının bu dönemde Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması mümkün olmadığına göre 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 54. madde hükmünden de yararlanamayacağı kabul edilmelidir.

30. Hâl böyle olunca bu yönlere işaret eden direnme kararı usul ve yasaya uygundur.

31. O hâlde direnme kararı onanmalıdır.

Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.