Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kamu görevlisi olmayan sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun (5237 sayılı Kanun) 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirme olacağı gözetildiğinde; bu suçun 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 23.06.2005 olan suç tarihi ile hüküm tarihi arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin durma süreleri eklendiğinde dahi bu sürenin gerçekleştiği gözetilerek, kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 322 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.