EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, diğer yandan dava konusu ihaleye ... .... Parke San. ve Tic. Ltd. Şti. adına teklif veren, 11.03.2014 tarihli talimat duruşmasında katılma talebinde bulunan ... ve ...'ın anılan talepleri hakkında mahkemesince bir karar verilmemiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un kanun yollarına başvurma başlıklı 260/1. madde ve fıkrasındaki “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” hükmü ile aynı Kanun'un 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak ... ve ...'ın ortakları oldukları .... Beton Parke San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yoklukta verilen hükümlerin ...'ın bilinen son adresine tebliğ edilmesi gerekirken, usulsüz tebligat yapıldığı anlaşılmakla, öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilerek 30.04.2018 tarihli tebliğnamedeki bu hususta temyiz isteminin reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Davaya konu ihale nedeniyle kamu zararı oluşmadığı nazara alındığında; sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 235/3-b maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçu oluşturabileceği, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 15.09.2014 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.