5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b, 51,53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin eksik incelemeye, sanığın kusursuz olduğuna, katılan vekilinin kusur durumuna ve sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti, düz ve görüşün açık olduğu yolda, hızlı bir şekilde seyir halindeyken karşıdan karşıya geçmeye çalışan mağdura 19.5 m fren yapmasına karşın duramayarak çarpması neticesinde meydana gelen olayda, sanık tali kusurlu olsa da; iki sınır arasındaki temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, tali kusurun derecesi, olayda mağdurun hayati tehlike geçirecek ve vücudundaki kemik kırığının hayati fonksiyonlarını ağır decede etkileyecek şekilde yaralanması, maddede öngörülen cezanın üst sınırı da nazara alınmak suretiyle adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgıya düşülmek suretiyle asgari hadden ceza tayini,

2-Adli Tıp Kurumu Bolu Şube Müdürlüğünün 24/12/2008 tarihli raporunda, kemik kırığı ile birlikte katılanın hayati tehlike geçirdiğinin de belirlenmesi karşısında, TCK'nın 89/2-e maddesinin uygulamada gözetilmemesi,
3-10/07/2009 tarihli karar duruşmasında sanık müdafinin lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiş olmasına karşın, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı husunun kararda tartışılmaması,

4-Sanığa eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nn 89/1. maddesi gereğince asgari hadden ceza verildiği halde, teşdit gerekçesi gösterilmeden sürücü belgesinin asgari haddin üzerinde olacak şekilde 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi,
5-Cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51/3. maddesi gereğince denetim süresi belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.