TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62,52/2. maddeleri gereğince mahkûmiyet.
Taksirle yaralama suçundan, sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak, 02.04.2008 tarihli oturumda katılan sıfatı alan mağdurun isminin gerekçeli karar başlığında CMK'nın 232/2-b maddesine aykırı olarak ''Müşteki'' olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusursuz olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Uzlaşma kapsamında olan suç ile ilgili olarak sanığın soruşturma aşamasında uzlaşmak istediğini belirttiği, mağdura yapılan uzlaşma teklifinin usulüne uygun olmadığı ve mağdura, suç sebebiyle oluşan maddi zararları gidermeyi kabul edip etmediğinin teklif edildiği, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi uyarınca sanıkla mağdur arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan kamu davası açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmemesi,
2- Mağdur hakkında Alanya Devlet Hastanesince düzenlenen 25.02.2007 tarihli adli rapor içeriğinde, sağ el 2. parmakta distal balanxta açık parçalı kırık olduğunun belirtilmesine karşın, mağdurun aşamalarda alınan beyanlarında parmağının koptuğunu ifade etmesi karşısında, Adli Tıp Kurumundan mevcut yaralanmanın TCK'nın 89. maddesinde belirtilen yaralanma türlerinden hangisi kapsamında kaldığı konusunda rapor aldırılıp sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" kıstası uygulanamayacağından, temel cezanın belirlenmesinde gerekçe gösterilmesi,
4- Tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında temel ceza tayin edilirken asgari hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5- 2009 yılı itibariyle il adli yargı adalet komisyonu resmi bilirkişi listesinde bulunduğu belirlenemeyen ve raporu hükme esas alınan bilirkişinin açık kimliği ile yemininin yer aldığı dosya tevdi tutanağının düzenlenmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. ve 326. maddeleri uyarınca, sanığın kazanılmış hakkı da gözetilerek tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.