Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün 2015/1350 ve 2015/1351 esas sayılı dosyalarına vaki itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1350 takip sayılı dosyasına yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının kabulüne, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1351 sayılı takip dosyasına yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının ise reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1) İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1350 takip sayılı dosyasına yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında yargılama ve icra inkâr tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8. ve 28. maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/9-57 E, 2009/110 K).
Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta doktor olarak çalışan davacının hizmet süresi ve ücreti belirlidir. Davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından “yasal hakları ödenerek (kıdem,ihbar)” geçerli nedenle feshedilmiştir. Davalı işveren takibe konulan borcun bütün unsurlarını bilmektedir. Alacağın likit olduğu açıktır.... 11. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1350 takip sayılı dosyası bakımından icra inkar tazminatının kabulü yerine aksine gerekçe ile reddi hatalıdır.
2) Taraflar arasında 08.10.2012 tarihli, başlangıç tarihi 08.10.2012, bitiş tarihi ise 07.10.2015 olan “Belirli Süreli Teminde Güçlük Tazminat Sözleşmesi” akdedilmiştir. Sözleşmenin “Fesih Şartları ve Tazminat” başlığını taşıyan 4. maddesinde “ Taraflar, İş Kanunu ve Türk Kızılayı Disiplin Yönetmeliği çerçevesinde Haklı Fesih hakkını her zaman kullanabilir. Ancak taraflar bu sözleşmeyi süresinden önce feshederse (İş Kanunu ve Türk Kızılayı Disiplin Yönetmeliğindeki haklı nedenler hariç) fesih eden;

a. Personele çalıştığı sürece ödenen Teminde Güçlük Tazminatının her bir ay ödenen net tutarlarının toplamını,

b. Teminde Güçlük Tazminatının her bir ayda kuruma maliyet tutarlarının (SGK Primleri, İşsizlik Sigortası Primleri, Gelir Vergisi ve Damga Vergisi) toplamını,

c. a ve b de belirtilen tutarların, her bir aylık toplamının ödeme tarihinden fesih tarihine kadar geçen süreye ait fesih tarihindeki yasal faiz oranı esas alınarak hesaplanan faiz tutarlarının toplamını öder” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Davalı işveren tarafından yapılan fesih bildirimi incelendiğinde, feshe dayanak yapılan olayın geçerli neden ile fesih hükümlerine denk geldiği ve davacının yasal haklarının (kıdem, ihbar) ödenerek iş akdinin feshedilmesine karar verildiği açıklanmıştır. Buna göre davalı işveren, “Belirli Süreli Teminde Güçlük Tazminat Sözleşmesi”nin 4. maddesinde belirlenmiş ve Türk Borçlar Kanunu’nun 179/1 maddesi uyarınca, “ifaya eklenen cezai şart” olma özelliği taşıyan düzenleme uyarınca davacıya ödeme yapmalıdır. Açıklanan nedenle... 11. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1351 sayılı takip dosyasına yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ve Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3 maddesinde düzenlenmiş indirim hususu da değerlendirilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.