Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın işleteni, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ve davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 18.10.2015 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacı karşı araç sürücüsünün yaralandığını ve maluliyetinin oluştuğunu, davalı ... tarafından yapılan ödemenin yeterli olmadığını ve bu yetersiz ödemeye ilişkin 27.01.2017 tarihli ibranamenin iptali gerektiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluğunun bulunduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa yapılan ödemenin yeterli olduğunu, maddi ve manevi tazminat yönünden 25.11.2015 tarihli ibraname imzalandığını, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetime elverişli bulunan 18.11.2020 tarihli aktüer raporuna göre davalı tarafça yapılan ödemelerin yeterli bulunduğu ve davacının gerçek net maddi zararının karşılandığının tespit edildiği, 25.11.2015 tarihli ibraname ile davacının manevi zararının karşılandığı ve davalılar ... ve ...'ın manevi tazminat yönünden de ibra edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, dosya içerisinde mevcut makbuz, banka dekontu ve ibraname değerlendirildiğinde, davacının zarara uğradığı tarih itibariyle geçerli olan veriler uyarınca yapılan hesaplamaya göre davacının zararının karşılandığı, bir miktar manevi tazminat da alarak davalıları ibra ettiği, manevi tazminatın bölünemeyeceği ilkesi göz önüne alındığında, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 25.11.2015 ve 27.01.2017 tarihli ibranamelerin geçerli olmadığını, ibra konusu alacağın türü ve konusunun gösterilmediğini, hükme esas alınan aktüer raporunun denetime elverişli olmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine yönelik kararın yerinde olmadığını beyan etmektedir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün tüm davalılar yönünden maddi tazminat, davalılar ... ve ... yönünden manevi tazminat istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, hükme esas alınan 18.11.2020 tarihli aktüer raporunun denetime elverişli bulunmasına, 25.11.2015 tarihli ibraname ile davacının manevi zararı yönünden de davalılar ... ve ...'ı ibra etmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.