Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işyerinin davalı nezdinde işyeri paket poliçesi ile sigortalı olduğunu, 23.02.2016 tarihinde sigortalı işyerinde çıkan yangında demirbaş ve tekstil emtialarının yanması nedeniyle sigortalının zarara uğradığını, davalı ... şirketine başvuru yapılmışsa da herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik 1.000,00 TL zararın temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığını, yangına ilişkin ihbar 23.02.2016 tarihinde yapılmış olup zamanaşımı süresinde davanın açılmadığını, sigortalı işyerinin kapısındaki asma kilitte herhangi bir zorlama bulunmaması, işyerine zorlama olmaksızın girilmesi, dışarıdan cama müdahalenin olmaması ve işyerinde tiner kutusunun bulunması karşısında yangının sigortadan menfaat sağlamak için kasten çıkarıldığını ve bu nedenle hasarın teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK 1420 nci maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl içinde açılması gerektiği, alacağın hasar tarihi itibarı ile muaccel olduğu, zamanaşımını kesen sebep bulunmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı definin kabulü ile zamanaşımı süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yangının aynı gün davalıya ihbar edildiğini, ancak davalının sürekli evraklar istediğini ve müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin zararını öğrendiği zaman dava açtığını, TTK'nın 1420 nci maddesine göre rizikonun gerçekleşmesinden itibaren 6 yıl içinde dava açıldığından alacağın zamanaşımına uğramadığını, ayrıca mal sigortalarında zamanaşımını düzenleyen TTK'nın 1482 nci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.