Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'in işleteni, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ve davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 15.11.2014 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacı motosiklet sürücüsünün yaralandığını ve maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.10.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini, maddi tazminat talebi yönünden 501.800,12 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini, davacının kendi kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacının %46,2 oranında maluliyetinin olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, 1 ay süre ile bakıcı ihtiyacının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesi ile maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, 501.800,12 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 15.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ... yönünden poliçe miktarı olan 268.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten olay tarihi olan 15.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine kusur tespitinin oluşa uygun olduğu, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun şekilde düzenlendiği, müterafik kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulması suretiyle maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, 501.800,12 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 15.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ... yönünden poliçe miktarı olan 268.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten olay tarihi olan 15.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, güncel asgari ücret verilerine göre yeniden maddi tazminatın hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, kusuru kabul etmediklerini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, maddi tazminat hesaplamasının hatalı yapıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı tarafa yapılan ödemelerin araştırılması gerektiğini, faiz ve yargılama giderleri belirlemesinin doğru bulunmadığını beyan etmektedir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur tespitinin hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu beyan etmektedir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün tüm davalılar yönünden maddi tazminat, davalılar ... ve ... yönünden manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kusur tespitinin oluşa uygun bulunmasına, hükme esas alınan 17.02.2020 tarihli aktüer raporunun denetime elverişli bulunmasına göre davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; kazanın oluş şekli, kaza tarihi, davacının yaralanma derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3.Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur.
Davacının motosiklet sürücüsü olmasına rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalıların savunması Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmemiştir.
Somut olayda; motosiklette sürücü olan davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle beyin kanaması geçirdiği, kafatası ve boyun bölgesinde maluliyetinin oluştuğu anlaşılmakla davacının yaralandığı bölgenin baş bölgesi olduğu dosya kapsamında bulunan tedavi evrakları ve maluliyet raporu ile sabittir.
Buna göre; motosiklette sürücü olan davacının baş bölgesinden darbe aldığı ve meydana gelen trafik kazasında koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek Türk Borçlar Kanunu’nun 52 maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davalı ... vekilinin ve davalı ... yararına Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'a iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.