Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; çift taraflı trafik kazasında davalıların trafik sigortacısı ve zorunlu taşımacılık sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan davacının bedensel zarara uğradığını, davalının bu nedenle yaptığı ödemenin zararı karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli sakatlık tazminatı olarak 3.000,00 TL, sürekli bakım gideri tazminatı olarak 5.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL'nin olay tarihinden işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu aracın şehirlerarası yolcu taşıması yapan bir otobüs olduğunu ve zorunlu ... sigortası ve zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlü olduğunu, bu nedenle davacının taleplerinin de bu taşımacılık sigortalarından karşılanması gerektiğini, davalının ise aracın trafik sigortacısı olduğunu, sürücüsünün kusurlu olmadığını, kaza nedeniyle davacıda maluliyet oluşmadığını, sürekli bakım giderlerinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kaza nedeniyle davalı tarafça yapılan ödemenin davacının zararını karşıladığı bu nedenle davacının bakiye alacağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adiye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamındaki maluliyet raporlarından bahisle 13.02.2020 tarihli İstanbul Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporunda tespit edilen %51 maluliyet oranının davacının gerçek durumunu yansıtmaktan uzak ve ayrıca çelişki yaratmakta olduğunu, rapora itirazlarının kabul edilmediğini, sürekli bakıma muhtaç olmadığı değerlendirmesinin de hatalı olup, maluliyet oranı düşük hesaplandığından maluliyet oranı dikkate alınarak davacının başkasının sürekli bakımına muhtaç olmadığı değerlendirmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalının trafik ve zorunlu taşıma sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıda oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun düzenlenmiş olmasına, bu raporu esas alarak aktüer bilirkişinin hazırladığı raporun ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.