Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacılar ve birleşen dosya davacısı Hazinenin davalarının kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hükmün, davalılar ... ve ... vekili, davacılar ... ve ... vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilen 2 13... parsel sayılı 3.156,02 m² yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliği ile davacı ... adına; 2 13... parsel sayılı 3.176,83 m² yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliği ile davacı ... adına; 2 13... parsel sayılı 23.709,37 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 katlı kargir ev, ahır, samanlık, ambar ve fındık bahçesi niteliği ile davalı ... adına; 2 14... parsel sayılı 8.615,35 m² yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliği ile davalı ... adına; 2 14... parsel sayılı 4.833,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çayırlık niteliği ile davacı ... adına; 2 14... parsel sayılı 4.777,31 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çayırlık niteliği ile davalı ... adına; 2 14... parsel sayılı 4.864,37 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çayırlık niteliği ile davacı ... adına; 2 14... parsel sayılı 4.991,97 m² yüzölçümündeki taşınmaz çayırlık niteliği ile davalı ... adına; 2 14... parsel sayılı 7.161,81 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çayırlık niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde; taşınmazların kök muris babaları ...'den mirasçılarına intikal ettiğini ve mirasçılar arasında taksim yapılmadığını ileri sürerek taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir. Birleştirilen dosya davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2 14..., 9,10... sayılı parsellerin davalılar yararına imar ve ihya ile zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve Hazine adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda, davaların kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu 2 14... sayılı parselin 02.05.2014 havale tarihli fen bilirkişisi raporu ve haritasında (A) harfiyle gösterilen 384,74 m² yüzölçümündeki bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına (B) harfiyle gösterilen 6.777,07 m² yüzölçümündeki bölümü ile 2 14..., 8,9,10,11,2 13... ve 14 sayılı parsellerin tamamı 5 pay kabul edilerek 3 payının davalı ..., 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına, 2 13... parselin tamamı 5 pay kabul edilerek 3 payının davalı ..., 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli ve 2015/13553 Esas, 2017/2398 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle "Mahkemece ...’in davada yer almayan mirasçıları ... ve ...’a Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak, dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, bu davada da yer alma olanağı verilerek, dosyada taraf teşkili tamamlandıktan ve davada yer alan tüm tarafların savunma ve delillerini bildirmelerine olanak tanındıktan sonra işin esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili yöntemince tamamlanmadan, hukuki dinlenilme hakkı göz ardı edilerek, davanın taraflarının savunma ve delillerini bildirmelerine olanak tanınmadan yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmazların muristen kaldığı ve usulüne uygun olarak taksimin yapılmadığı, Hazinenin iddiası yönünden ise 2 14... parselin (A) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu, kalan taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dava konusu 2 14... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişisi ...'ın 15.04.2022 tarihli raporunda (12/A) ile gösterdiği 384,75 m²lik kısmının orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide (12/B) ve (12/C) ile göstermiş olduğu 6.777,07 m²lik kısmının toplam 20 pay kabul edilerek 10 payının ..., 4 payının ..., 4 payının ..., 1 payının ..., 1 payının ...'e ait olacak şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide (12/C) ile gösterilmiş alandaki fındık ağaçlarının ...'in kullanımında olduğunun muhdesatlar hanesine şerh düşülmesine, dava konusu 2 13..., 13,14,2 14..., 8,9,10... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, taşınmazların tamamının 20 pay kabul edilerek 10 payının ..., 4 payının ..., 4 payının ..., 1 payının ..., 1 payının ...'e ait olacak şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 2 14... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındık ağaçlarının ...'in kullanımında olduğunun muhdesatlar hanesine şerh düşülmesine, dava konusu 2 14... parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi ...'ın 15.04.2022 tarihli raporunda (10/D) ile gösterilmiş alandaki fındık ağaçlarının ...'in kullanımında olduğunun muhdesatlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekili, davacılar vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekili, davacılar vekili ve birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi Kararının ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince davacılar ve davalılardan harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.