Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacının temyiz sebepleri; hakkında ek kyok verildiği ve tazminat hakkı olduğu halde davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği hususuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk derece mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/9670 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında davacının, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 21.06.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 23.07.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan soruşturma neticesinde 06.04.2017 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında iddianame tanzim edildiği ve İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/62 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın devam ettiği ve kararın henüz kesinleşmediği, bu suçtan yapılan yargılamanın derdest olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında, ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" olan dava adının ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebi'' olarak yazılması mahalinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Davacının Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 23.07.2016 tarihinde tutuklandığı, her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma suçlarından davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan iddianame düzenlenerek Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı ve İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 2016/62 esas sayılı dosyası ile birleştirildiği ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildiği, kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21.03.2024 tarih ve 2022/40464 Esas, 2024/4329 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğunun anlaşılması karşısında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargıya bir görev olarak yükleyen Anayasa'nın 141. maddesinin son fıkrası uyarınca yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerektiğinden, tutuklandığı suçtan mahkumiyetine karar verilen ve mahkumiyeti aşan tutukluluk süresi de bulunmadığı anlaşılan davacı bakımından tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinin sonucu itibariyle doğru olduğu değerlendirilmiş olup, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde karar verildi.