Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.03.2010 tarih ve 2008/1564-2010/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın, davalının sorumluluğunda deniz yolu ile Türkiye'ye taşınması konusunda anlaşıldığını, ancak sigortalı emtianın gemiden tahliyesine müteakip kaybolduğunu, hasar miktarının sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 5.469,80 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu ihtilafın uluslararası deniz taşımasından kaynaklandığını ve taşımaya ilişkin konişmentoda Hong Kong Özel İhtisas Mahkemeleri'nin yetkili kılındığını, müvekkilin taşıyıcı olmadığını, yüklemenin dava dışı taşıyana ait bulunduğunu, ayrıca TTK'nun 1066. maddesine uygun bir ihbarın yapılmadığını, konişmentoyla taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete ait emtiaları nakliyat poliçe ile sigortaladığı, sigortalı şirketin yurtdışındaki yabancı firmadan satın aldığı emtiaların, davalı şirket aracılığı ile gemi yoluyla Türkiye'ye nakli hususunda anlaştıkları, davalı şirketin, taşıma işinin karma taşıma işi olması nedeniyle taşıma işleri organizatörü sıfatına sahip Forderwarder niteliğinde olduğu ve TTK'nun 814. maddesinde düzenlenen hükümlere tabi bulunduğu, bu durumda davalının taşıyıcı gibi malları teslim aldığı andan itibaren teslim ettiği ana kadar sorumluluğunun devam ettiği, TTK'nun 1114. maddesi gereğince sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli bulunduğu, aynı Kanunun 1112. maddesi uyarınca zarar miktarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.972,55 TL'nın ödeme tarihi olan 28.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, deniz yoluyla taşınan sigortalı emtianın alıcısına teslim edilmemesi nedeniyle sigorta ettirenine sigorta bedelini ödeyen sigortacının rücuen tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlığın deniz taşımasından kaynaklanması karşısında 6762 sayılı TTK'nun “Deniz Ticareti” başlıklı 4. kitabında yer alan hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Yasa ile 6762 sayılı Türk Ticaret Yasası’nın 4. maddesine eklenen fıkrada, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Yasanın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulacağı, bu mahkemelerin yargı çevresinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 20.07.2004 tarih ve 370 sayılı kararıyla da bu tür davalara İstanbul ili sınırları içerisinde İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi tarafından bakılacağı, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde birden fazla ticaret mahkemesi bulunması halinde (1) numaralı Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı belirlenmiştir. Denizcilik İhtisas Mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görev alanının tayininde davanın değeri önemli olmayıp, uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı esas alınacaktır. O halde somut olayda, dava tarihi itibariyle Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevli olduğu dikkate alınıp görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.