Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
1- Mahalli Cumhuriyet savcısının temyizi yönünden yapılan incelemede
Mahalli Cumhuriyet savcılarının sulh ceza mahkemesi kararlarını 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz etmeleri mümkün olup, 09.03.2009 tarihinde tefhim edilen hükme karşı 09.04.2009 tarihine kadar temyiz kanun yoluna başvurulması gerekirken, sürenin görüldü ile başlatılarak 27.04.2009 tarihinde yapılan temyiz istemi süresinde bulunmadığından, mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'un 310 ve 317. maddeleri uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2- Katılan vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede
Sanığın olay günü gece vakti idaresindeki araçla yerleşim yeri içerisinde seyrederken solundan yola giren katılana çarparak yaraladıktan sonra kaçması şeklinde gerçekleşen eylemde, yolun geometrik özellikleri, katılanın yolun içerisinde katettiği mesafe ve çarpma noktasının dönel kavşağa uzaklığı, sanığın 113 promil alkollü olması, sanığın aracına ait fren izi bulunmaması bir arada değerlendirildiğinde, bilinçli taksirle yaralama suçu sabit olduğu halde delillerin takdirinde hataya düşmek suretiyle sanığın kusursuz olduğundan bahisle beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, 26.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.