Taraflar arasındaki tapulama mahkemesi kararıyla orman sınırı içinde kaldığı belirlenen taşınmazın orman rejimi dışına çıkartılması nedeniyle tapuya tesciline ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama neticesinde verilen ve kesinleşen hükmün tavzih edilmesinin istenilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2022 tarihli ek kararıyla tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ek kararı, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; yörede 1969 yılında yapılan kadastro sırasında, ... ilçesi ... köyü 120 parsel sayılı 3594 m² yüzölçümündeki taşınmazın Şubat 1307 tarihli 326, Ekim 1950 tarihli 7 ve Ekim 19 64... nolu tapu ve vergi kaydı revizyon gösterilerek paylaşım, intikal ve satış yoluyla davacılara geçen, bu nedenle tapulama tespiti adlarına yapılan taşınmaz hakkındaki tespite Orman İdaresinin yaptığı itirazın orman kadastro komisyonunca reddedildiğini, ancak Orman İdaresinin 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna dayanarak ... Tapulama Hâkimliğinin 1971/230 Esas sayılı dosyasında, taşınmazın 1014 m² yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları içinde, 2580 m² yüzölçümündeki bölümünün ise dışında kaldığı yönündeki hükmün kesinleşerek infaz edildiğini, yörede 1744 sayılı Kanuna göre 1981 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun' un 2. madde uygulamasında ise, kesin hüküm gözönünde bulundurulmadan, taşınmazın tamamı orman sınırı içerisinde olduğu kabul edilerek 6831 sayılı Kanun' un 2. madde uygulamasıyla Hazine adına çıkarılarak taşınmazın tapu kaydı üzerine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi konulduğunu ve ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/515 - 2001/327 sayılı dosyasında şerhin kaldırılması konusunda açtıkları dava sonucu şerhin terkin edildiğini, Hazinenin açtığı ve aynı dosya ile birleştirilerek görülen tapu iptali tescil davasının (2000/202-266 E,K sayılı) reddedildiğini, bu kararın da Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini ileri sürerek, öncesi tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın 1744 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan 1014 m² yüzölçümü bölümünün de müvekkilleri olan davacılar adına tapuya tescilini istemiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 19.02.2014 tarihli ve 2014/5 Esas, 2014/63 Karar sayılı kararla; davanın kabulüne ve bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1014,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün miras hisseleri oranında davacı gerçek kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiş ve hükmün, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesine üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.09.2014 tarihli ve 2014/3746 Esas, 2014/7909

Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş ve aynı Dairenin 29.06.2015 tarihli ve 2015/5999 Esas, 2015/6606 Karar sayılı ilamıyla davalı ... İdaresi vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmekle hüküm kesinleşmiştir.

3. Bilahare, davacı ... ve arkadaşları vekili 11.04.2022 tarihli dilekçe ile, davacılar adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümünün tapuda davalı olarak gözükmesi ve hükme esas krokinin koordinatlı olmaması sebebiyle tapuda infaz edilemediğini belirterek, hüküm tavzihini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı ile; hüküm kısmının 1. bendine, "...'in 31.10.2022 havale tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına ibaresi eklenmek suretiyle" hükmün tavzihine karar verilmiş ve iş bu ek karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Davalılar temyiz dilekçelerinde; hükmün tavzih yoluyla genişletilmesinin mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin ek kararının bozulmasını talep etmişlerdir.

1. Uyuşmazlık, tavzih ek kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasındadır.

2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen 09.09.2022 tarihli ek karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler ek kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2022 tarihli ek kararının ONANMASINA,
Davalı Hazine ve Orman İdaresi harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.