Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm fıkrasında, Anayasa'nın 40/2,5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği bu nedenle sanığın 28/11/2007 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip, usul ve yasaya aykırı bulunan 06/12/2007 gün ve 2005/338 esas sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanığa atılı 3167 sayılı kanuna muhalefet suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesine göre hesaplanan beş yıllık dava zamanaşımının 13/09/2005 tarihli karar ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aynı Yasanın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nun 223/8.maddesi gereğince DÜŞMESİNE, hükmün infazın durdurulmasına, sanık bu suç nedeniyle infaz kurumuna alınmış ise, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü bulunmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 10/10/.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.