Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, davalının maliki olduğu araç sürücü ... sevk ve idaresinde iken, sürücünün yolun sağında bulunan kamyona ve kamyona doğru yürüyen insanlara baktığı esnada, yolun aşağısından el arabası ile seyreden yaya ...'ya çarpması neticesinde davaya konu trafik kazası meydana geldiğini, sürücü ...'ın kaza mahallinde kaza tespit tutanağı ve alkol raporu tanzim edilmeden olay yerini terk ettiğini, sürücünün kazada tam ve ağır kusurlu olduğunun Konya Cumhuriyet Savcılığı 2016/... Soruşturma sayılı dosya ve Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/54 E. sayılı dosya münderecatı ile sabit olduğunu, yaya ...'nın hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığını, duyularından birini kaybettiğini ve %32 oranında maluliyete uğradığını, engelli raporu aldığını, maluliyet oranı esas alınarak müvekkili şirket tarafından 09.11.2018 tarihli maluliyet raporu tanzim olunmuş ve zarar görenin hak ettiği tazminatın 216.837,70 TL olduğunun tespit edildiğini ve bu bedelin müvekkili şirket tarafından zarar görene 12.11.2018 tarihinde ödendiğini, zarar gören tarafından müvekkili şirketçe yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığı gerekçesi ile Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1058 E. sayılı dosyasında alınan raporlar neticesinde Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1058 E., 2020/196 K. sayılı ve 13.02.2020 tarihli kararı ile davacının davasının kısmen kabulü ile maddi tazminat açısından davacının uğramış olduğu maddi zarar olarak 63.796,79 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verildiğini, kararın Konya 13. İcra Müdürlüğü 2020/2120 E. sayılı dosya ile takibe konulduğunu, kararı istinaf ettiklerini ancak istinaf taleplerinin reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiğini, kesinleşmesi sebebi ile müvekkili şirket tarafından 13.10.2020 tarihinde zarar görene 81.163,32 TL'nin ödendiğini, ödemeyi takiben sürücünün trafik kurallarını ağır kusuru ile ihlal etmesi, ağır kusuru, olay yerini terk etmesi ve kaza tespit tutanağı ile alkol raporunun tanzim edilmesi yükümlülüğüne aykırı davranması ve bu suretle davalının sigorta sözleşmesine aykırı davranışları sebebi ile müvekkili şirket tarafından zarar görene ödenen tazminatların rücuan tahsili amacıyla Konya 4. İcra Müdürlüğü 2021/1687 E. sayılı ilamsız icra takibi yapıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin 03.03.2021 tarihinde durduğunu, takibe yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itiraz edilen kısmın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış duruşmadaki beyanlarında davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rücu sebebi olay yerini terk, ağır veya kasti kusur olup ceza dosyası kapsamı dikkate alındığında ...'ın; yaralanan ... ve kazayı gören ...'nın akrabası ...'i alarak hastaneye yetiştirmeye çalıştığı ve hastane yolunda ambulansla karşılaşması nedeniyle yaralıyı ambulansa teslim ettiği, Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/54 esas sayılı dosyasından dinlenen tanık ...'ın beyanında, davalıya ait araç sürücüsü ...'ın ...'yı hastaneye götürdüğünü ve yanında kendisinin de gittiğini beyan ettiği, ayrıca, “Ağır kusur” kavramının, kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği, davalıya ait araç sürücüsü ...'ın alkollü olduğu yönündeki iddia ispat edilemediği gibi ortada ağır veya kasti bir kusur bulunmadığı, dosya kapsamı ve ceza dosyasında dinlenen tanık beyanı da dikkate alındığında davalının olay yeri terk kastının olmadığı, buna göre rücu sebepleri bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; terk sebebi ile rücu şartlarının oluşmadığı şeklindeki tespiti ZMSS Genel Şartları hükümlerine aykırı olduğunu, sürücünün mağdura yoldan çıkarak toprak bankette arkadan çarptığını, akabinde olay yerinden uzaklaşmaya çalışırken akrabası tarafından olay yerinde aracın önüne geçilerek kaçmasının engellendiğini, sanığın mağduru hastaneye götürmek zorunda kaldığını, terk sebebi ile rücu koşulunun oluşmadığı şeklindeki tespit ve gerekçenin olayın oluşuna aykırı olduğunu, mahkemenin bir diğer gerekçesinin ise sanığın ağır kusurlu olmadığı yönünde olduğunu, ağır kusurun kasta yakın bir kusur olduğunu ve sürücünün alkollü olmadığı bu sebeple rücu şartlarının oluşmadığı olduğunu ancak bu hususun ZMSS Genel Şartları B-4 hükümlerine aykırı olduğunu, meydana gelen olayda sürücünün görüşünün açık olduğu iki yönlü yolda yola gereken dikkati vermediğini, yol kenarında kavun satan kamyona ve ona giden insanlara dikkatini vererek sevk ve idare hatasıyla yoldan çıktığını, yol kenarındaki toprak bankete geçtiğini, toprak bankette el arabası ile giden yayaya arkadan çarptığını, olay yerinden uzaklaşırken mağdur yakınları tarafından aracın önüne geçilerek durdurulduğunu, sürücünün trafik kuralını ağır bir şekilde ihmal ettiğini, rücu şartlarının gerçekleştiğini ancak mahkemece bu hususta değerlendirme yapılmadığını, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davalı borçlunun Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2021/1687 Esas sayılı takipteki itirazının iptali ile borçlu hakkında takibin devamına karar verilmesini, itiraz edilen kısmın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmilini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan etmiştir.

Uyuşmazlık, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklı rücuen tazminat davasıdır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.