Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanığa atılı eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin pek hafif olması nedeniyle atılı eylemin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6545,72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla 3/5, 3/10... /23. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetilerek, sanığın anılan Kanun hükümlerine göre
cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında Yargıtay denetimine imkan vermeyecek şekilde 5607 sayılı Kanun'un 3/18. ve 3/22. maddesinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması,
2.Sanıkta ele geçen kaçak sigara miktarı itibarıyla temel ceza tayininde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi gereğince teşdit gerektirmediği halde gün adli para cezasında teşdiden uygulama yapılması,
3.Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesi gereği yapılan indirim sonrası hükmolunan 1 yıl hapis 129 gün adli para cezasından 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi gereğince indirim yapılırken 10 ay hapis107 gün adli para cezasına hükmolunması gerekirken, 10 ay hapis 108 gün adli para cezasına hükmolunması suretiyle adli para cezası yönünden fazla ceza tayini,
4.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi son cümlesinin "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" hükmünü içermesi karşısında, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa, sanığa gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağı hususunun ihtar edilmesi gerekirken 90 günlük süre verilmesi ve 1/3 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması,
5.Katılan ... İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanığın ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.