Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin 30.11.2021 havale tarihli dilekçesinin temyize cevap niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanığın 03.06.2021 tarihli duruşmada gümrüklenmiş değerin iki katını ödeyecek imkanının bulunmadığını belirttiği anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında netice ceza belirlendikten sonra cezada kazanılmış hakkı nedeniyle gün adli para cezası yönünden 80,00 TL adlî para cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuş, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükümden 6,7, ve 8 numaralı fıkralar çıkartılarak yerine "1412 sayılı Kanun’un 326/son fıkrası gereği cezada kazanılmış hak nedeniyle 80,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi, suretiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.