TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER: Ret, onama

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının katılanlar vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü;

İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207,62... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.

1.Sanık temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer vermemiştir,

2.Katılanlar vekilinin temyiz istemi, sanığın cezalandırılması yerine verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen nazara alınacak sebeplerle verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

A.Sanığın temyiz başvurusu yönünden
Sanığın, beraat hükmünün gerekçesine yönelik bir temyiz isteminin olmadığı ve temyizde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B.Katılanlar vekilinin temyiz başvurusu yönünden
Sanığın, kira borçlarını ödemediğinden dolayı katılanların aleyhine icra takibi başlatması sonrası İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/445 Esas sayılı dosyasında görülen itirazın kaldırılması ve tahliye davasında 23.03.2020 tarihinde istinaf dilekçesinin ekinde 1.450,00 TL'lik bir fatura fotokopisini ekleyip oturduğu eve bu bedelle tadilat yaptığını savunduğu, katılanların da fatura bedelini yüksek bulup işi yapan ustaya durumu sorduklarında gerçek bedelin 450,00 TL olduğunu öğrendikleri olayda, 30.09.2018 tarihli sipariş sözleşme aslının ele geçmediği gibi eldeki fotokopinin de onaysız olduğundan hukuki sonuç doğurmayacağından, atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, sanığın bir nüshası kendisinde bir nüshası da tadilat yaptırdığı ustada bulunan faturanın bedel kısmının başına "1" rakamı ekleyerek 450,00 TL olan bedeli 1.450,00 TL yaptığı, alt kısımlara da bu miktar toplamını tutturacak şekilde bedeller yazıp açılan davada istinaf dilekçesinin elinde delil olarak sunduğu ve sahteleştirmeyi kendisinin yaptığını kabul ettiği belge fotokopi de olsa hukuki sonuç doğuracağından sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerekirken duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Sanığın temyiz başvurusu yönünden
Sanığın, beraat hükmünün gerekçesine yönelik olmayan temyizinde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Katılanlar vekilinin temyiz başvurusu yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... ve Üye ...'un karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.09.2025 tarihinde karar verildi.

Sayın çoğunluğun “Sanığın, kira borçlarını ödemediğinden dolayı katılanların aleyhine icra takibi başlatması sonrası İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/445 Esas sayılı dosyasında görülen itirazın kaldırılması ve tahliye davasında 23.03.2020 tarihinde istinaf dilekçesinin ekinde 1.450,00 TL'lik bir fatura fotokopisini ekleyip oturduğu eve bu bedelle tadilat yaptığını savunduğu, katılanların da fatura bedelini yüksek bulup işi yapan ustaya durumu sorduklarında gerçek bedelin 450,00 TL olduğunu öğrendikleri olayda, 30.09.2018 tarihli sipariş sözleşme aslının ele geçmediği gibi eldeki fotokopinin de onaysız olduğundan hukuki sonuç doğurmayacağından, atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, sanığın bir nüshası kendisinde bir nüshası da tadilat yaptırdığı ustada bulunan faturanın bedel kısmının başına "1" rakamı ekleyerek 450,00 TL olan bedeli 1.450,00 TL yaptığı, alt kısımlara da bu miktar toplamını tutturacak şekilde bedeller yazıp açılan davada istinaf dilekçesi ekinde delil olarak sunduğu ve sahteleştirmeyi kendisinin yaptığını kabul ettiği, belge fotokopi de olsa hukuki sonuç doğuracağından sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerekir iken duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğu ” şeklindeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyız.
Sayın çoğunluk suça konu belgenin fotokopi de olsa hukuki sonuç doğurduğunu kabul etmiştir. Ancak, fotokopi belgeler onaylanmadığı sürece suret belge niteliğini taşımayacakları için orijinal belge gibi kanıtlama gücü bulunmadığından hukuki sonuç doğurmazlar. Ayrıca suret belge olmadıkları gibi aldatıcılık özelliği de taşımazlar. Baskı izi, el hareketleri, el kaldırma hareketleri ile yazım tarzı ve şekli gibi hususlarda inceleme imkanı bulunmayan fotokopi belgelerin aldatıcılık özelliği belirlenememektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 2003/2 32... karar sayılı, 11.04.20 19... /8-424 esas ve 2019/310 karar sayılı kararlarında açıklandığı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yerleşik uygulaması sonucu verilen kararlarda (Yargıtay 11... .03.2020 gün ve 2018/7 56... /2373 karar, Yargıtay 11... .02.2019 gün ve 2019/16703-1249 sayılı) belirtildiği üzere, “onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin aldatıcılık niteliği bulunmadığı ve hukuki sonuç doğurmayacağı” kabul edilmektedir.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin unsurları oluşmayan sahtecilik suçundan dolayı, dosyadaki mevcut delilleri inceleyerek beraat kararı verebileceği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun dosyanın esasına girilmeden sair yönleri incelenmeden CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması gerekliliğinden hükmün bozulmasına dair görüşüne katılmıyoruz.