Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Gümüşhane ilinin ... ilçesinde 1 62... parselde evi ve işyeri olduğunu, bu yeri davacının 1993 yılında ... Belediye Başkanlığı'ndan 60 yıllığına kiraladığını ve kiralama ücretini peşin olarak ödediğini, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün .... - Gümüşhane yolunun yapımını taşeron firma olarak davalı şirkete verdiğini, davalı şirketin davacının evinin bulunduğu mevkide tünel yaptığını, tünelin uzaklığının eve 37 m olduğunu, tünel inşaatı nedeniyle dinamit patlatıldığını ve bu sebeple evde çatlakların oluştuğunu, tünel inşaatı için yapılan işlemler neticesinde davacının evinin zarar gördüğünü, zararının evin kolon ve kirişlerinden dolayı güçlendirme bedeli ile evin bedeli olmak üzere yaklaşık 380.000,00 TL olduğunu, ancak zararın şimdilik 20.000,00 TL'sinin talep edildiğini belirterek 20.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davacının zararını saptadığını iddia ettiğine göre saptanabilir zararın tümünün davada talep edilmesi gerektiğini, belirlenebilir zararlar için belirsiz alacak davası açılamayacağını, bu nedenle öncelikle bu davayı açmakta davacının hukuki yararının olmadığını, davaya konu bölgenin orman arazisi olduğunu, bu nedenle davacının hak sahibi olmadığını, davalı şirket tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu patlatma sonucu oluşan titreşimlerin hasar verme boyutuna ulaşmadığını, davacının zararının oluşmadığını, tespit dosyasında yapılan incelemelerde de çatlakların patlatmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının saptanamamış olduğunu, bu durumda davacının zararını ispat edemediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 1 62... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davacının evinin, tünel inşaat çalışmaları nedeniyle yapılan dinamit patlamaları sonucu zarara uğradığı iddiasına dayalı maddi tazminat davası olduğu, davaya konu evin bulunduğu yerin orman arazisi olduğu, malikinin Maliye Hazinesi olduğu, davacı tarafından açılan bir tapu iptal ve tecil davası bulunmadığı, bu arazinin 6183 sayılı Kanun'a göre 2/b arazisi sayılamayacağının tespit edildiği, ormana ev yapılmasının yasak olması nedeniyle davacının hukuken korunacak bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının sonuç itibariyle yerinde olduğu, ancak gerekçenin hatalı olduğu davacının kira sözleşmesine dayalı olarak kiralanan yerin kullanıma elverişli halde teslim borcunun yerine getirilmediği iddiasıyla dava dışı belediyeye karşı açtığı davada 1 62... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kain atölye ve evin müsadere edildiği ve dava dışı orman idaresinin müdahalenin meni isteminin mahkeme kararıyla kabul edildiğinden bahisle taşınmaz üzerinde yapmış olduğu yapının hafriyat ve inşaat bedelinin tazminini istemiş olduğu, iş bu talebin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/98 Esas, 2014/220 Karar sayılı dosyası nezdinde kabul edildiği ve davacının belirtilen zararının zaten iş bu karar dahilinde karşılanmış olduğu, dolayısıyla taşınmaz üzerindeki yapı bedeli davacıya dava dışı belediye tarafından ödenmiş olmakla ortada tazmini gereken bir zarar kalmadığının anlaşıldığı, haksız eylemde zarar unsurunun oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe yönünden düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/106 Esas- 2017/223 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, kararın yerine geçmek üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davacının ev ve işyerinin hasarlı olduğunun dosya kapsamında ve tespit dosyasında sabit olduğunu, davacının evi ve işyerinin davacı tarafından 1994 yılında tek seferde yapıldığını, bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.