Taraflar arasındaki borç tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı bankanın kredi kartı kullanıcı olduğunu bu karta bağlı olarak 48 ay taksitli kredi kullandığı ancak bankanın kendisinden kart aidatı istemesi nedeni ile kartı iptal ettirdiğini bunun üzerine de bankanın 48 ay taksitli borcunu tek seferde istediğini bunun haksız olduğunu belirterek bankanın tek taraflı işleminin iptalini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi yapıldığı ve buna dayalı olarak 48 ay taksitli kredi verildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık kredi kartının iptali halinde davacı tüketicinin kullanmış olduğu taksitli kredinin tek seferde istenip istenmeyeceği noktasındadır. Davacı tüketici bu şekilde 48 ay taksitli kredi kullanmıştır bu nedenle artık bu borç kredi kartından ayrı borç doğuran tüketici kredisi hükümlerine tabi bir borçtur.
4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinde “… Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir”hükmü yer almaktadır. Buna göre davalı bankanın bu düzenleme hükümlerine göre hareket etmesi gerekirken alacağın tamamını istemesi yasaya aykırıdır. Bu nedenle karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.