Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1.Sanığın, sahibi ve yetkilisi olduğu ... Teknoloji... çağrı merkezine ait 0212 alan kodlu sabit hattan katılanı arayarak, geçmişe dönük sağlık sigortası borcu bulunduğunu, borcun ödenmemesi halinde masraflarla birlikte icra takibi başlatılacağını bildirdiği; katılanın böyle bir hizmet almadığını belirtmesine rağmen, borcun daha önce sesli yanıt sistemi üzerinden verilen onaya dayandığı iddiasıyla ödeme yapmaya ikna edilmeye çalışıldığı, bu suretle haksız menfaat temin edilmek istendiği iddia ve kabul edilen olayda;
Sanığın, gerçek bir şirketin sahibi ve yetkilisi sıfatıyla, sabit hat, sesli yanıt sistemi, kurumsal dil ve çağrı merkezi çalışanları aracılığıyla ticari faaliyetini mağdura karşı hileli amaçla kullanarak dolandırıcılık teşebbüsünde bulunması karşısında; eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-h maddesinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu göz ardı edilerek mahkemece suç vasfı yönünden hatalı değerlendirme ile TCK’nın 157/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,

2. Kabule göre de, hüküm fıkrasının dördüncü paragrafında gün para cezasının 20,00 TL den adli para cezasına çevrilmesi sırasında maddi hata yapılarak ''150 gün'' yerine ''80 gün'' şeklinde belirtilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza süresi ve miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.