Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı ile yapılan adi yazılı sözleşme gereğince, davalının yaptığı taşınmazda bir adet daire satın aldığını, bedelini ödediğini, davalının tapuyu vermediği gibi taşınmazı dava dışı üçüncü kişilere sattığını ileri sürerek ödediği 62.000,00 TL'yi ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, harici sözleşme ile satın alıp bedelini ödediği daire tapusunun verilmediği gibi dava dışı üçüncü şahıslara satıldığından bahisle ödediği bedelin iadesi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı, sözleşmedeki imzanın yetkili temsilcisine ait olmadığını savunmuştur.Mahkemece, yaptırılan imza incelemesi neticesinde imzanın davalı yetkili temsilcisine ait olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmiş isede davalı imzanın kendisine ait olmadığı hususunda şikayette bulunmuş ve bu hususta Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmış olup yargılamanın devam ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hukuk hakimi B.K. 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak mahkumiyet ve 2011/14010-14130
tesbit edilen maddi olgularla bağlıdır. Mahkemece ceza davasının sonucu verilecek karar beklenerek, sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,58 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.