SUÇLAR: Tehdit, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

1-Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,

2-Sanık ... hakkında tehdit ve hakaret eylemleri, sanık ... hakkında tehdit eyleminden kurulan hükümlere yönelik temyize gelince,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

a-Tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin kabulü için, eylemin tehdit suçunu işlemek üzere anlaşan iki veya daha fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi gerekir. Anlaşma işlenmeden yapılabileceği gibi, suç işlendiği sırada da sağlanabilir.
Bu durumun tehdit suçunda nitelikli hal olarak kabul edilmesinin nedeni, eylemin birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesinin, saldırının yoğunluğu, ciddiyeti ve tehlikesini artırması dolayısıyla eylemin mağdur üzerindeki korkutucu etkisinin, bir başka deyişle mağdurun iç dünyasındaki huzur ve dinginliği bozan ihlalin güçlenmesi ve bu suretle mağdurun mukavemet ve savunma olanağının azalmasına yol açmasıdır.
Sanıkların suça katılımı şeriklik olarak değil, müşterek faillik çerçevesinde gerçekleşmelidir. Diğer bir deyişle azmettiren ve yardım eden sıfatıyla suça katılma halinde, nitelikli unsur uygulanmayacaktır.
Yargılama konusu olayda;
Sanık ...'un, katılanları sanık ...'ün azmettirmesi sonucu tehdit ettiği şeklinde kabul edilen olayda, sanık ...'ün azmettirme dışında fiile başka bir surette de iştiraki bulunmadığından suçun nitelikli hali bakımından TCK'nın 106/2-c maddesinde öngörülen "birden fazla kişi tarafından birlikte" işlenmesi unsurunun gerçekleşmediği, bu itibarla sanıkların eyleminin TCK'nun 106. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesine uyduğu gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

b-Sanıkların tehdit ve hakaret eylemlerini katılanlara karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiil ile gerçekleştirdiklerinin kabulü karşısında, temel ceza belirlenirken uygulanan Kanun maddesinin ''43/2.'' yerine ''43/1'' olarak gösterilmesi

c-Eylemlerin TCK'nın 106/1-1. cümlesine uyduğunun kabulü halinde ise;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanıklara isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, sanık ...'a isnat edilen hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... ile sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.