Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2013 tarihli ve 2012/170 esas, 2013/369 karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j.son, 35/2,62,52/2 ve 53. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın katılan vekilinin itirazı üzerine 04.02.2014 tarihinde kesinleştiği, Akçakoca Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli 2018/460 esas, 2019/262 karar sayılı ilamı ile sanığın denetim süresi içerisinde 21.06.2018-25.07.2018 tarihinde işlediği askeri ceza kanuna muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmesi üzerine iş bu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/444 esas, 2020/587 karar sayılı kararı ile CMK'nın 231/5 hükmü uyarınca açıklanması geri bırakılan kararın CMK'nın 231/11 hükmü uyarınca açıklanarak sanık hakkında banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-j.son, 35/2,62,52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 4.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 23.05.2022 tarihli ve 2020/293 esas, 2022/1145 karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanık hakkında banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası a bendi uyarınca beraatine kararı verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlediğine, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğuna, usul ve yasaya uygun olmayan bölge adliye mahkemesi beraat kararının bozulmasına ilişkindir.
Sanığın temyiz dışı hakkında sanık ... ile ... Şubesine kredi başvurusunda bulundukları, sanığın üzerinde kendine ait resmi olan ancak ağabeyi ...'e ait kimlik bilgileri bulunan sahte düzenlenmiş nüfus cüzdanı aslı ile diğer sanık ... tarafından hazırlanan sahte işyeri çalışma belgesini ibraz etmek suretiyle 10.000 TL kredi alabilmek için ... Şubesine yaptıkları başvuru neticesi banka görevlilerin araştırması sonucu kimliğin sahte olduğunun belirlenmesi üzerine güvenlik güçlerine haber verilmesi neticesi sanığın yakalandığının anlaşılması karşısında, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden ve ayrıca İlk Derece Mahkemesince nitelikli dolandırıcılılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2025 tarihinde karar verildi.