Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Uyuşmazlık, BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup davacı, iş sahibi; davalı ise yüklenicidir. Davacı iş sahibi, davalı yüklenici tarafından inşa edilen hizmet binasının ayıplı olduğunu iddia ederek ayıpların giderilme bedelinin tahsilini istemiş, mahkemece kısmen kabule dair verilen ilk kararın Dairemizce bozulması üzerine bu sefer dava konusu binanın yıkılmış olduğu, bu nedenle de artık uyulan bozma ilâmı gereği inceleme yapma imkânı kalmadığı gerekçesi ile davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiş, verilen ikinci karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararı bozan Dairemiz ilâmında özetle; yüklenici tarafından inşa edilen binanın ayıplı olduğu, ayıpların gizli ayıp niteliği taşıdıkları, davacı iş sahibinin BK'nın 362. maddesi uyarınca süresinde ayıp ihbarında bulunduğu ifade edildikten sonra ne var ki dava konusu bina hakkında gerek yaptırılan tesbitler sonucu alınan gerekse de yargılama sırasında alınan çok sayıdaki bilirkişi raporlarının karar vermeye yeterli ve elverişli olmadıkları belirtilerek gerekli evrakın getirtilmesini takiben mahallinde yeniden keşif ve inceleme yapılıp imar mevzuatı ve sözleşme ile fen ve sanat kurallarına aykırı şekilde yapılan işlerin neler olduğunun, ayıpların ve dolayısıyla zararlı sonucun oluşumuna etki eden ve kusur teşkil eden eylem ve işlemlerin nitelikleri ile bunları yapanların kimler olduğunun ve kusur oranlarının tesbiti sonucu Mayıs/2003 tarihi itibariyle serbest piyasa fiyatları ile ayıpların giderilme bedelinin hesaplatılması gerektiği bildirilmiş, bu suretle hüküm taraflar yararına bozulmuştur.
Hükmüne uyulmakla, mahkemece bozma ilâmı gereği inceleme yapılıp sonucuna göre bir hükme varılmasında zorunluluk bulunmaktadır. Her ne kadar çekişme konusu binanın yıkıldığı ifade edilmekte ise de istemin mahiyeti nazara alındığında davanın konusuz
kalmadığı ortadadır. Bu itibarla tüm dosya kapsamı ve özellikle bozma öncesi yaptırılan gerek tesbit, gerekse de yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak bozma gerekleri yerine getirilmeli ve Mayıs/2003 tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre ayıpların giderilmesi için gerekli bedel uzman bilirkişi kurulu marifetiyle hesaplatılarak ona uygun bir karar verilmelidir.
Bunun yanında önceden belirlenen olgulara dayalı olarak bozma ilâmında; işin ayıplı imal edildiği, ayıpların gizli ayıp niteliğinde oldukları gibi tesbitlere yer verildiği ve mahkemece de bozmaya uyulduğu halde kararın gerekçe bölümünde aynı hususların ancak yapılacak keşif sonucu belirlenebileceği yönündeki ifadelere yer verilmesi de doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.