Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... ve ...'nun müşterek çocukları ...'nun ... Devlet Hastanesinde davalı doktor tarafından gerekli teşhis ve tedavisinin uygulanmaması sebebiyle hayatını kaybettiğini, müteveffanın yakınları tarafından Sağlık Bakanlığı aleyhine Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 11.11.2014 tarihli, 2013/900 esas ve 2014/1909 karar sayılı dava dosyasında tazminata hükmedildiğini ve yakınlarına 206.445,76 TL ödeme yapıldığını, davalı doktorun görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 206.445,76 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu tedavi nedeniyle hiçbir kusur ya da ihmalinin bulunmadığını, davalı müvekkilinin davranışı ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığını ve tedavi sırasında gereken özenin gösterildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan 22.07.2019 tarihli rapor ile muayene edilen ...'nun ciddi bir solunum problemi olmasına rağmen muayene bulgularının kayıt altına alınmadığı, görüntüleme ve tetkiklerinin yapılmamış olduğu ve antibiyotik tedavisine başlanmamış olmasının tıbben hatalı bir yaklaşım olduğu ve hekimin tıbbi hata oranının 2\8 olarak belirlendiği ve söz konusu raporun hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davalının belirlenen kusur oranı gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 51.611,44 TL'nin 17.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ve ihbar olunan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi raporları birbiri ile uyumlu olmakla, bebeğin ölüm sebebinin akciğer enfeksiyonu olduğu, davalı doktor ... tarafından zamanında teşhis edilmediği, bebeğin muayene bulgularının kayıt altına alınmadığı, bu itibarla davalı doktorun kusurlu olduğu, ceza dosyasında da belirtildiği gibi sanığın ihmali davranışının bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, kusur oranının tayini yönünden ilk derece mahkemesince alınan ve Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, davalının 2/8 oranında kusurlu olduğu belirtildiğinden davacı idare tarafından dava dışı kişilere ödenen tazminatın kusuru oranında davalı doktordan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece davalı ... yönünden davacının maddi tazminat istemi kısmen reddedildiğine göre, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı ... yararına AAÜT'nin 13. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, reddedilen miktar üzerinden, davacı lehine belirlenen ücreti geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine fazla hükmedilen vekalet ücreti yerinde görülmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun haklı bulunduğu, ihbar olunan ... aleyhine açılan bir dava bulunmadığı ve yalnız ihbar olunan sıfatının bulunduğu, sisteme sehven davalı olarak kaydedilmiş olması nedeniyle davalı olarak göründüğü anlaşılmakla ...'nin ihbar olunan olarak re'sen düzeltilmesine karar verilmesi gerekmekle ve ihbar olunan lehine ya da aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilemeyeceğinden, ihbar olunan (ilk derece mahkemesi karar başlığında davalı olarak gösterilen) ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı kurumun harçtan muaf olduğu dikkate alınarak karar verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin müvekkilinden harç alınmaması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacı vekili ve ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulü 51.611,44 TL'nin 17.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının tam kusurlu olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu durumun gerek dosya içinde yer alan idari yargı mercileri huzurunda alınan raporlar gerekse ilk derece mahkemesince alınan ilk rapor ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı ile cezai tahkikat nezdinde alınan ve dosya içinde yer alan Adli Tıp Kurumu raporuyla subuta erdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; idarenin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlarda rücu davası açılmasının mümkün olmadığını ve mevzuat uyarınca davacı tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurulması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

davalı doktorun tedavi hatası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle davacı kurum tarafından vefat eden kişinin yakınlarına ödenen tazminatın davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

1.Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.

Dosya kapsamından, davalı doktor ...'ün ... Devlet Hastanesinde Acil Servis Doktoru olduğu, dava dışı vefat eden ...'nun yakınları tarafından ... Hastanesinde uygulanan tedavide hizmet kusuru olduğundan bahisle Sağlık Bakanlığı aleyhine Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 11.11.2014 tarihli, 2013/900 esas ve 2014/1909 karar sayılı dosyası ile açılan manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, eldeki davanın davacı idare tarafından ölenin yakınlarına ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.

2.Bozma nedenine ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2. Bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.