İlk derece mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak mahkumiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/29 Esas, 2017/298 Karar sayılı kararı ile sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 16.09.2020 tarihli ve 2018/695 Esas, 2018/886 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafii temyizinde özetle; katılan ... çekin sanık tarafından huzurunda imzalandığını belirtmesine rağmen yazı ve imzaların sanığa ait çıkmadığını, sahteciliğin katılan ya da oğlu tarafından işlenmiş olabileceğini, Katılan ...'nın şirketinin maddi sıkıntıları nedeni ile kredi alabilmek için teminat göstermek için topladığı çeklerden bir kısmını, sanıkla olan samimiyetine binaen sanıktan yardım istemesi sonucu sanığın bazı tanıdıklarından, hiç bir menfaati olmaksızın, hatır çeki olarak aldığını, çeklerin araç tamiri komisyon bedeli olmadığını katılanın şirketinin o yıllardaki mali durumunun çeklerdeki meblağlarla uyumlu olmadığı, katılanın iddiasına dair faturaları ibraz edemediğini savunarak kararın bozulmasını istemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 11.09.2025 tarihinde karar verildi.