Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/05/2007 tarih ve 2002/1053-2007/266 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı .....iflas idaresi memuru işbu kararı, davacı vekili ise asıl kararı temyiz etmiş olup, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Dempa Uluslararası Dış Tic. A.Ş. ile müvekkili arasında altı adet kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar... ile MD Holding A.Ş.'nin ise bu kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla yer aldıklarını, kredi borçlusu şirket tarafından dava dışı yabancı şirket lehine keşide edilen ve müvekkili banka tarafından aval verilen 9 adet poliçenin borçlu tarafından ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilince poliçe bedellerinin ödendiğini, davalılara söz konusu bedelin müvekkiline ödenmesi konusunda ihtarname gönderilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığını ileri sürerek, 6.607.651,21 TL ana para olmak üzere 26.792.896,84 TL'nin %95 temerrüt faizi, faizin %5'i gider vergisi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı Dempa Uluslararası Dış Tic. A.Ş.'nin tüzel kişiliği devam ettiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı... vekili, davacının mükerrer talepte bulunduğunu, kredi sözleşmesinin tek başına borç doğurucu bir belge olmadığını, kredi kullandırıldığının kanıtlanmasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Dempa Uluslararası Dış Tic. A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı MD Holding A.Ş. vekili, davacının aynı sözleşmelerden kaynaklanan alacak için tekrar tekrar dava açtığını, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, kredi sözleşmesinin varlığının borcun doğumu için yeterli olmadığını, istenen temerrüt faizinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Dempa Uluslararası Dış Tic. A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, davacının işbu davaya konu alacağının tamamının iflas masasına kabul edilerek kaydının yapıldığı, dolayısıyla bu davalı yönünden davanın konusuz kaldığı, borçlu şirketin tüzel kişiliği devam ettiğinden davalı ...'ye husumet yöneltilemeyeceği, davacı bankanın Levent Şubesi'yle asıl borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca borçlu şirketin dava dışı şirkete verdiği 9 adet poliçeye davacının aval verdiği, davalılardan poliçe bedellerinin depo edilmesinin istenildiği, ancak bedeller depo edilmediğinden davacı bankanın 17.11.2000 tarihinde adı geçen yabancı şirkete ödeme yaptığı, asıl borç miktarının davalıların kefalet limitlerini aşmadığı ve davalı kefillerin asıl borç ile birlikte kendi temerrütlerinden sorumlu bulundukları gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, müflis Dempa Uluslararası Dış Tic. A.Ş. hakkındaki davada karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla 23.259.519,42 TL'nin davalı...'den, 22.528.000,75 TL'nin davalı MD Holding A.Ş.'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı... vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle 28.11.2011 tarihinde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Davalı... iflas idare memuru işbu kararı, davacı vekili ise asıl kararı temyiz etmiştir.
1- Mahkemece verilen davalı... vekilinin temyiz isteminin reddine dair kararın, 29.12.2011 tarihinde anılan davalının iflas idare memuru ...'a tebliğ edildiği, 1086 sayılı HUMK'un 432/5. maddesindeki 7 günlük sürenin sona ermesinden sonra 06.01.2012 tarihinde temyiz isteminin reddine dair kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay da bu konuda bir karar verebileceğinden mümeyyiz davalı iflas idare memurunun temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı iflas idare memurunun temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.