Dava, davalı işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalar yönünden itibari hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı taraf vekillerinin temyiz itirazları yönünden;
01.10.1991 – 31.01.2008 tarihleri arasında davalı işverenlere ait işyerinde gerçekleşen çalışmalar yönünden itibari hizmet sürelerinin tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda istem kısmen kabul edilerek 27.03.2007 – 31.01.2008 dönemi hüküm altına alınmış olup, davacının, doğalgaz acil arıza ekibinde, şehir alt yapı doğalgaz hatlarında oluşan gaz kaçak ve arızalarının onarımı işinde çalıştığı belirgindir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde, anılan Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için hizalarında gösterilen sürelerin sigortalılık süresi olarak ekleneceği belirtildikten sonra, maddenin lV numaralı bendinde “Sigortalılar” başlığı altında “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlar” sözcüklerine yer verilmiş, bu bende ilişkin “Hizmetin Geçtiği Yer” başlıklı kısımda ise “1.) Çelik, demir ve tunç döküm, 2.) Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde, 3.) Patlayıcı maddeler yapılmasında, 4.) Kaynak işlerinde çalışanlarda.” sıralaması yapılmıştır. Anlaşılacağı üzere, itibari hizmet süresi hak ve olanağından yararlanmak için, maddede yazılı fiziksel koşullarla birlikte iş kolu ve iş yeri şartlarının da gerçekleşmesi zorunluluğu bulunmaktadır. İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgunun sanayi kolları farklı olsa da belli, ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılması olduğu, bu nitelikte işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıklarının ileri sürülemeyeceği ve aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, anılan bentte yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayii” ibaresi, 27.03.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 04.10.2006 gün ve 2002/157 Esas - 2006/97 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi gözetildiğinde, azotlu gübre ve şeker sanayiinde çalışmayanların, iptal kararının yürürlük tarihinden önceki dönem yönünden söz konusu ek 5. madde hükmünden yararlanamayacakları açıktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 gün ve 2012/21-6 Esas, 2012/222 Karar sayılı ilamında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiş olup, bu durumda olan (azotlu gübre ve şeker sanayiinde çalışmayan) sigortalıların 27.03.2007 tarihinden itibaren gerçekleşen hizmetleri yönünden itibari hizmet süresinden faydalanabilmeleri ise, maddede yazılı tüm koşulların beraber gerçekleşmesine bağlıdır.
Şu durumda; mahkemece 27.03.2007 günü öncesine ait döneme ilişkin olarak yerinde bir değerlendirmeyle istem reddedilmiş olup, anılan tarih sonrası yönünden ise, yasal düzenlemenin, ancak, bentte sayılı ve sınırlı olarak öngörülen çalışma koşullarının gerçekleştiği durum ve sigortalılar için uygulama olanağının bulunduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hizmetin geçtiği yer, çalışma koşulları ve niteliği karşısında davacının 506 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde öngörülen itibari hizmet süresi hak ve olanağından faydalanamayacağı belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, yasal koşulları gerçekleşmediğinden davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yöntemince düzenlenmeyen ve hatalı gerekçelerle sonuca ulaşan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istekleri halinde davalılar ... Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketi ve EGO Genel Müdürlüğü'ne geri verilmesine, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.