Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket yetkilisi sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile 09.08.2017 tarihinde seyir halindeyken aracın arıza lambası ve yağ lambasının sinyal vermesi üzerine, sürücünün aracı emniyet şeridine park ettiğini, aracın tamiri için ustayı aradığını, ustanın aracı çekici ile alıp tamir edeceğini söylediğini, davacının olay yerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra aracının yandığını, davacının aracın yandığı bilgisini aldığında hemen olay yerine geçtiğini, yangının itfaiye ekiplerince söndürüldüğünü ve aracın tamamen yandığını, aracı yanan davacının uğradığı zararın tazmini için davalı sigorta şirketine başvurduğunu ancak başvurusunun reddedildiğini, ihtara rağmen davalı sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın meydana gelmesinin üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra açıldığı için davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zararın teminat dışında kalmasına yol açan bir sebebin bulunduğunu, ispat yükü her ne kadar müvekkili sigorta şirketi üzerinde ise de eldeki somut araştırma raporunda davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini ve rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükünün davacı sigortalıda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sigorta şirketine başvurduğu 29.11.2017 tarihinde davaya konu hasarın poliçe teminatı kapsamında olmamasından dolayı reddedildiği, dolayısıyla bu tarihte alacağın muaccel hale geldiği, söz konusu tarihin üzerinden 2 yıl süre geçtikten sonra dava açıldığı, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımından reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu olayın 09.08.2017 tarihinde meydana geldiğini, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için davalı ... A.Ş.'ye başvurduğunu ancak başvurusunun reddedildiğini, akabinde dava açıldığını, yerel mahkemece, TTK'nın 1420. maddesinde sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin herhalde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hususu açıkça belirtilmesine rağmen zamanaşımından davanın reddine karar verildiğini, davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı süresi içinde dava açıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.