Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... İdaresi vekili 17.12.2012 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü 6 34... parsel sayılı taşınmazlar Hazine adına kayıtlı iken, bu taşınmazlarla ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı (Tarım ve Orman Bakanlığı)'ndan onaylı ağaçlandırma projesi yapılarak uygulanmasına karar verildiğini, Ağaçlandırma Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre 3. kişilere özel ağaçlandırma izni verildiğini, projesine uygun olarak ve prosedür gereği kiraya verilerek 1997 yılından itibaren de ağaçlandırma çalışmalarına başlandığını, bilahare 2003 yılında dava konusu 6 34... parsellerin de içinde bulunduğu 39 adet taşınmazla ilgili 775 sayılı Kanun'un mülga 3/1. maddesi uyarınca ... tarafından açılan dava sonucunda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/434 Esas sayılı kararıyla, Hazine adına olan tapuların iptali ile ... adına tescillerine karar verildiğini, ancak bu davada, 3. kişilere özel ağaçlandırma izni verildiği, ağaçlandırma çalışmalarına başlanıldığı ve devam ettiği durumunun anılan dosyada gündeme getirilmeyip, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu parsellerin özel ağaçlandırma iznine müteakip ağaçlandırma çalışmalarının başlamasıyla orman statüsünü kazandığını, 6831 sayılı Kanun'un 57... ile Yönetmeliğin 27. maddesinde bu hususların açık olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapularının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, dava konusu taşınmazlarda lehine özel orman şerhi bulunan asli müdahiller taşınmazların tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep ederek davaya müdahil oluşmuşlardır.
Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, ... ... köyü... parsel sayılı davalı adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydının iptali ile, orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2017 tarihli ve 2015/15932 Esas, 2017/3932 Karar sayılı ilâmıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır. Onama ilâmına yönelik olarak davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, aynı Dairenin 17.12.2018 tarihli ve 2018/3846 Esas, 2018/8294 Karar sayılı ilâmıyla; " Davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşif sonrasında ... ve orman bilirkişiler tarafından ortak olarak düzenlenen 08.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 634 parsel üzerinde 372 adet sağlıklı ve 4-6 metre boylarında ceviz fidanları olduğu, sınırlarında da 580 adet sedir ve fıstıkçamı bulunduğu, dava konusu 635 parsel üzerinde ise 850 adet sağlıklı ve 4-6 metre boylarında ceviz fidanları olduğu, sınırlarında da yine 6 metre boyunda 1330 adet sedir ve fıstıkçamı bulunduğu ve taşınmazların orman toprağına sahip olduğunun bildirildiği, rapor ekine ise taşınmazlara ilişkin fotoğrafların eklendiği, davalı yanca rapora karşı yapılan itirazlar, dosyaya delil olarak sunulan Orman Endüstri Mühendisi ..., ... Mühendisi ... ile Peyzaj Mimarı ...'den oluşan heyetçe sunulan arazi inceleme raporu ve ... Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. ... ile Prof. Dr. ...'den oluşan heyetten alınan 05.06.2013 tarihli inceleme ve değerlendirme raporunun içeriğinin incelenmesinde ise taşınmazlar üzerinde hükme esas raporda belirtilen sayı ve nitelikte ağaç yer almadığı, ağaçların taşınmazların çok küçük bir kısmını kapsadığı, ceviz fidanlarının % 75 oranında yok olduğu, geri kalan fidanların da belli aralıklarla ve tamamen bakımsız olduğu, bunların da gelişiminin çok yavaş veya bakımsızlıktan duracak olduğunun bildirildiği, delil olarak sunulan ve dava konusu taşınmazlara ait olduğu ileri sürülen fotoğrafların incelenmesinde ise taşınmazların otlarla kaplı, bakımsız durumda olduğu, hükme esas bilirkişi raporunda taşınmazlarda yer aldığı bildirilen ağaçların ise fotoğraflarda gözlemlenemediği, bu hali ile hükme esas bilirkişi raporu ile davalı yanca delil olarak dayanılan arazi inceleme ve değerlendirme raporları arasında taşınmazların eylemli durumu ve niteliği hususunda çelişkiler bulunduğu, Mahkemece çelişkilerin giderilmesine çalışılmadığı, bu hali ile dosya kapsamında yapılan inceleme ve araştırma taşınmazların niteliği ve usule uygun şekilde ağaçlandırıldığı hususunda tereddüde neden olduğu, bu doğrultuda, Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazların ağaçlandırma işlemine esas tüm bilgi ve belgeler ile taşınmazların kira süresi boyunca ağaçlandırma işlemlerine ilişkin olarak yönetmelik gereği altı aylık dönemler için düzenlenmesi gereken raporların tamamının eksiksiz olarak ilgili kurumlardan temin edilmesi, sonrasında yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazların incelettirilip taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurların tek tek sayı olarak tarif edilmesi, toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu, çevresinin incelenmesi, dosya kapsamında yer alan çelişkiyi giderici, taşınmazların usûlüne uygun ağaçlandırılıp ağaçlandırılmadığı hususlarını açıklar şekilde bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan rapor alınması, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların fiilî durumunu gösterir renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilip, İlk Derece Mahkemesi kararının anılan nedenlerle bozulması gerekirken, yanılma sonucu yazılı şekilde onandığı belirtilerek, Dairenin onama kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; 24.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda da, bölgenin toprak yapısının killi, kumlu, tınlı, yer yer marnlı ve humuslu olduğu, ağaçlandırma tesisinin uygun olduğu, sıra aralıklarının uygun olduğu, ağaçlar yaşlandıkça ağaçların da nefes ve güneş almalarına özen gösterildiği, orman idaresi ve kontrollerinde yapılan özel ağaçlandırmaların usulüne uygun yapıldığının tespit edildiği, keşif tarihinin sonbahar ayına rastladığından iğne yapraklı ağaçlar dışındaki ağaçların yapraksız olduğu da dikkate alındığında bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü 6 34... parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre 1942 yılında ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 sayılı Kanuna göre 30.05.1977 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 2896 sayılı Kanuna göre 31.07.1984 tarihinde 3302 sayılı Kanuna göre 17.07.1988 tarihinde yapılıp kesinleşen (2/B) madde uygulaması çalışmaları vardır.
Dosya kapsamından; dava konusu taşınmazların tarla vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlı iken 635 parsele ilişkin olarak ... ile Maliye Bakanlığı arasında 24.12.1997 başlangıç tarihli ve on yıl süreli, 634 sayılı parsele ilişkin olarak ... ve Maliye Bakanlığı arasında 13.02.1998 başlangıç tarihli ve on yıl süreli özel ağaçlandırma yapılmak amacıyla kira sözleşmesi imzalandığı, kira sözleşmelerinin imzalanması tarihi sonrasında ... tarafından 06.06.2003 tarihinde dava konusu 6 34... sayılı parsellerin de içinde bulunduğu 39 adet taşınmazın mülkiyetinin 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun mülga 3/1. maddesi gereğince bedelsiz olarak belediye mülkiyetine geçtiği ileri sürülerek Hazineye karşı açılan dava sonunda ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/434 Esas ve 2006/234 Karar sayılı kararıyla; Hazine adına olan tapuların iptal edilerek belediye adına tesciline karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.12.2006 tarihli ilâmı ile anılan davadaki 2 42... sayılı parsellere ilişkin olarak hükmün bozulduğu, diğer taşınmazların ise 775 sayılı Gecekondu Kanununun mülga 3/1. maddesi gereğince belediyeye geçen yerlerden olduğunun kabul edildiğinin hükümde belirtildiği, davalı Hazine vekilinin kararın düzeltilmesi talebinin aynı dairece 22.03.2007 tarihinde reddedildiği, bu hali ile dava konusu taşınmazlara ilişkin hükmün karar düzeltme talebine ilişkin ret kararı ile kesinleştiği ve taşınmazların 2008 yılında davalı ... adına tescillerinin yapıldığı, 2023 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a madde çalışması sonucunda 634 parselin 114 80... parsel, 635 parselin 114 80... parsel numarasını aldığı, taşınmazların halen tapuda tarla vasfıyla bu parsel numaraları ile ... Belediyesi adına kayıtlı olduğu ve beyanlar hanesinde 114 80... parselde ... lehine özel ceviz ormanı, 114 80... parselde ise ... lehine özel ceviz ormanı statüsündedir şerhlerinin bulunduğu, Orman İdaresi tarafından taşınmazların ağaçlandırılarak orman statüsü kazandığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili talepli olan eldeki davanın ise 17.12.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların devlet ormanı olarak Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmadığı gibi delillerin takdirinde de hataya düşülmüştür.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar, Hazine adına tarla vasfıyla tapuda kayıtlı iken, kiralama tarihinde yürürlükte bulunan Ağaçlandırma Yönetmeliği uyarınca, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre ağaçlandırılması amacıyla asli müdahiller olan şahıslara kiralanmış, ağaçlandırma faaliyetleri devam ederken, 2003 yılında davalı ... tarafından taşınmazların mülkiyetine yönelik olarak açılan dava sonucunda, dava konusu 634 (yeni ... ... parsel) ve 635 (yeni ... ... parsel) parselin Hazine adına olan tapusu, hükmen davalı ... Belediyesine geçerek, 2007 yılında Hazinenin mülkiyetinden çıkmıştır. Ancak, taşınmazlar Hazine mülkiyetinden çıkmasına rağmen ağaçlandırma faaliyetlerine devam edilmiş, nihai olarak dosya arasında bulunan 24.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre de dava konusu taşınmazlardaki özel ağaçlandırmanın usulüne uygun yapıldığı ve taşınmazların orman statüsünü kazandığı belirlenmiştir.
Hal böyle olunca; taşınmazlar Hazine mülkiyetinden çıktığından devlet ormanı niteliğinde olmadığı, ancak 6831 sayılı Kanun'un 57... . maddelerine göre hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait orman niteliğinde bulunduğundan, Orman İdaresinin talebi yönünden çoğun için de az da vardır kuralı gereği, yerlerin, kamu kurumuna ait orman olarak ... Belediyesi adına tesciline karar verilmesi gerekirken, devlet ormanı olarak Hazine adına teciline karar verilmesi doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.