Esastan ret

Sanık hakkında kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İlk derece mahkemesince sanık hakkında kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik suçundan, mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyizi; sanığın aynı eylemden dolayı ceza almış olduğuna, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, atılı suçun sübut bulmadığına ilişkindir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.04.2018 tarihli ve 2014/851 Esas, 2018/144 Karar sayılı kararı uyarınca aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.11.2018 tarihli ve 2018/339 Esas, 2018/536 Karar sayılı kararı uyarınca da farklı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan, asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olduğu şeklindeki kararları uyarınca; UYAP sisteminden yapılan sorgulamaya göre sanık ...'un, hüküm tarihinde aynı yargı çevresindeki ... Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunun anlaşılması karşısında; savunmasında duruşmalardan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, kısa kararın okunduğu oturumda hazır edilmeksizin ya da ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığı ile savunması alınmaksızın, 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması bozmayı gerektirmiştir.

Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2019/2297 Esas, 2019/3117 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Yargıtay üyesi ...'ın hükmün temyizinin mümkün bulunmadığına ilişkin karşıoyu ve oy çokluğu diğer yönlerden oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi.

Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün savunma hakkı ihlal edildiğinden bahisle bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına hükmün temyizinin mümkün bulunmayıp temyiz isteminin bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile katılmak mümkün olmamıştır, zira;
Sanık hakkında Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince TCK' nin 204/3, 43/1,62/1 maddeleri gereğince 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın neticeten 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; hükmün istinafı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CMK'nin 286 maddesi uyarınca Bölge Adliye mahkemesinin bozma dışında kalan hükümleri kural olarak temyiz kanun yoluna tabi olmakla birlikte anılan maddede yer verilen istisna hallerin varlığı halinde hükümlerin temyizi mümkün bulunmamaktadır. Buna göre CMK2nin 286/2-b maddesi ilk derece mahkemesinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Burada hükmün niteliği değişmeden hapis cezasını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının kesin nitelikte olduğu hususunda kuşku yoktur.
Sayın çoğunlukla aramızdaki hukuki görüş farkı bölge adliye mahkemesinin tayin ettiği cezanın aleyhe istinaf bulunmayan hallerde CMK'nin 283. addesi uyarınca ceza süre ve miktarı yönünden kazanılmış hakkının gözetilerek ilk derece mahkemesince hükmolunan cezadan fazla cezaya hükmedilememesi nedeniyle önceki hapis cezasına indirilmesi halinde temyiz kanun yolu uygulamasına tabi olup olmadığına ilişkindir.
Öncelikle CMK'nin 2 83... /4 maddelerinin maddi hukuka mı yoksa infaz hukukuna mı ilişkin bir kural olduğunun belirlenmesi gereklidir. Gerek CMK'nin 283/1 ve gerekse 307/4 maddesi "yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olmaz" hükmünü içermektedir. Buna göre gerek istinaf ve gerekse temyiz kanun yolundan birinde aleyhe istinaf yada temyiz bulunmaması halinde kurulacak hüküm önceki tayin edilen cezadan daha ağır olamayacaktır. Bu durum infaza ilişkin bir düzenleme değildir. Hükümde uygulanan herhangi bir cezadan indirim maddesi şeklinde bizzat hüküm kurulurken gözetilmesi gereken maddi hukuka ilişkin bir düzenleme içermektedir.
Nitekim somut olayda sanık hakkında ilk derece mahkemesinde 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın neticeten 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş hüküm altına alınan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin hükmün istinafı üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olup, bizzat hükümde tatbiki gereken ve infaza ilişkin bulunmayan CMK'nin 307. maddesinin tatbiki hükmü temyizi kabil hale getirmeyecektir. Hükümdeki sonuç ceza 5 yıl ve daha az hapis cezasına ilişkin olup, istinaf kanun yolunda esastan ret kararı verilmiş olmakla bölge adliye mahkemesince kurulan esastan ret kararı temyiz kanun yolu kapalı olan CMK' nin 286/2-b maddesi kapsamında bulunduğundan sanığın isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun hükmün temyiz kanun yoluna tabi olduğu değerlendirmesine katılamıyorum.