Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sonucunda, ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 192 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfı ile Temmuz 1305 tarihli ve 197 numaralı tapu kaydına dayalı olarak gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, 1998 yılında 192 parselin 1114 m²lik kısmı ifraz edilerek 487 parsel sayısı ile tapu malikleri adına tarla vasfı ile tescil edilmiştir.

Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; ... Mahallesi 487 sayılı parselin tamamının orman niteliğine haiz olduğunu, kesinleşen orman sınırı içinde kaldığını ve eylemli orman olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini, varsa 3. kişiler lehine olan şerhlerin silinmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ... köyü 487 parselde kayıtlı davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile eylemli orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, tapu kaydı üzerinde 3. kişi ve kurumlar lehine olan takyidatların kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarihli ve 2016/11670 Esas, 2019/3704 Karar sayılı ilamı ile; "dava konusu taşınmazda tapu maliki görünen kişilerin tamamının davada taraf olarak yer almadığı, taraf gösterilmeyen maliklerin bir kısmına ise sadece gerekçeli karar tebliği yapıldığı, bu sebeple tapu kayıt maliklerinden davada hiç taraf olarak gösterilmeyen tapu kayıt maliklerinin ölmüşlerse mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş, dava konusu taşınmaz yönünden yöntemince taraf teşkili sağlanmamıştır.

Şöyle ki; davacı ... İdaresi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmış olup, tapu iptal davalarında husumetin, tapu kayıt maliklerine, ölü olmaları halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur.

Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir.

Somut olayda; tapu maliklerinden ..., ... (...) ..., ... mirasçıları olarak yazılı kişilerin mirasçıları tespit edilemediğinden davacı ... İdaresine Sulh Hukuk Mahkemesinde söz konusu kişilerin mirasçılarının tespiti için yetki ve süre verilmesi üzerine, Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1172-1173-1174 Esas sayılı dosyalarında Orman İdaresi tarafından davalar açıldığı anlaşılmış ise de bu dava sonuçlarının ne olduğu İlk Derece Mahkemesince araştırılmamıştır. UYAP üzerinden yapılan sorgulamada sözkonusu dosyalarda "hukuki yarar yokluğundan davanın reddine" dair hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de bu kararlar kesinleşmemiş görünmektedir. İlk Derece Mahkemesince bu dosyaların akıbeti araştırılmamış, duruşmada ya da ayrı bir kararla bu kişilere kayyım atandığı da tespit edilememiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazda paylı malik olan Hazine vekili duruşmalarda "kayyım vekili" olarak yazılmış, gerekçeli kararda ise Hazinenin taraf sıfatı "kayyım" olarak yazılmıştır.

Davalı Hazine dava konusu taşınmazın tapu kaydında paylı malik olup, davada taraf olmasının sebebi de budur. Dosya kapsamında, herhangi birine kayyım atandığına ilişkin bir karar da bulunmamaktadır. Bu sebeple; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle tapuda ismi yazan bu kişilerin mirasçılık belgelerinin alınması için açılan davaların akıbetinin araştırılması, mirasçıları tespit edilmişse sözkonusu mirasçılık belgelerine göre taraf teşkilinin sağlanması, sözkonusu dosyalarda mirasçılar tespit edilemedi ise davacı ... İdaresine mirasçılık belgelerini alması için süre ve yetki verilmesi ve elde edilen mirasçılık belgelerine göre taraf teşkilinin sağlanması, mirasçıların tespit edilememesi durumunda, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümleri uyarınca, mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması hususunda vesayet makamından talepte bulunulması için davacı ... İdaresine süre ve yetki verilmesi, vesayet makamınca atanacak kayyım davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi ve bu şekilde yöntemine uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi isabetsiz olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve bozma nedenine göre sair yönlerine incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.