SUÇLAR: Tehdit, hakaret, şantaj, cinsel taciz

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2014/267 Esas, 2016/888 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit, hakaret, şantaj ve cinsel taciz suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

Verilen kararı usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

Suç tarihinde sanığın, katılana ait cep telefonuna gönderdiği mesajlarla üzerine atılı tehdit, hakaret, şantaj ve cinsel taciz suçlarını işlediği iddia edilmiş; ancak Yerel Mahkemece, sanığın doğrudan doğruya katılana yönelik hakaret, şantaj, cinsel taciz ve tehdit suçlarını oluşturabilecek mesajlarının bulunduğunun sabit olmadığı kabul olunmuştur.

A. Sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, gönderilen cep telefonu mesajlarının ait olduğu hatlardan yalnızca birinin kendisine ait olduğunun sanık tarafından kabul edildiği, diğer hatların sahiplerinin sanık olmadığının getirtilen HTS kayıtlarından anlaşılıp hat sahibi olan tanık ...'nin tarafları tanımadığı şeklindeki beyanı, sanığın kendisine ait olduğunu kabul ettiği hattan gönderilen mesajlar ise katılanın telefonuna gönderilmiş ise de, konuşma içerikleri dikkate alındığında katılana hitaben yazıldığı hususunda şüphe bulunduğu, sanığın atılı suçları işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve Mahkemece gerekçesinin yerinde olduğunun anlaşılması karşısında Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre,katılanvekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25/01/2023 tarihinde karar verildi.