Davanın Reddi
Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; “Yimpaş Gıda Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli belge karşılığında müvekkilinden 29.645,00 DM tahsil edildiğini, şirket temsilcisinin açıkça paranın her istendiği an geri alınabileceğini ve karşılığında yüksek faiz verileceğini vaat ettiğini, müvekkilince istenmesine rağmen ödemenin yapılmadığını, davalıların para toplarken mevzuatın bir çok hükmünü ihlal ettiğini, yasaya aykırı mevduat topladığını, izinsiz aracılık ve halka arz faaliyeti gösterdiğini, ceza mahkemelerince şirket yöneticileri hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, müvekkilinin davalı şirkette ortak sıfatının bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirketle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğünü, 29.645,00 DM (15.000,00 euro) karşılığı 29.130,00 TL’nin en yüksek avans faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımının gerçekleştiğini, davacının müvekkili şirkette ortak olduğunu, hiç kimseye kâr taahhüt edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu nizanın çözümünün dosya içerisine alınan belge ile beraber davalı şirket kayıtlarının konusunda uzman bilirkişiler tarafından incelenmesi ile mümkün olmasına rağmen davacı vekilinin bilirkişi delilinden vazgeçtiği, davalı vekilinin vaki delilden vazgeçme hususunu açıkça kabul ettiği, vazgeçilen delile tekrardan başvurulması konusunda muvafakatlarının bulunmadığı, bilirkişi incelemesinin yaptırılamadığı, davalı vekilinin dosyanın bilirkişiye tevdiini talep etmediği, esasen davasını ispat külfetinin davacı tarafın üzerinde bulunduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporlarının davacının davasını ispat etmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
A.Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 17.12.2019 tarih, 2018/4344 E. ve 2019/8248 K. sayılı kararı ile yasa değişikliğinin değerlendirilmesi için Mahkeme kararının re'sen bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmemiştir.
A.Karar Düzeltme Yoluna Başvuranlar
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; payları borsada işlem görmeyen davalı şirketin yasa değişikliği kapsamına girmediğini, temyiz itirazlarının değerlendirilmediğini, zararın doğduğu andan itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık, davacının, davalı şirkette geçerli bir ortaklığının bulunup bulunmadığı, ödediği parayı davalılardan isteyip isteyemeyeceği, bilirkişi incelemesinden vazgeçilip geçilmediği, dosya kapsamı itibariyle iddianın ispatlanıp ispatlanamadığı, davalı şirketin 7194 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik kapsamına girip girmediği noktalarında toplanmaktadır.
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi.
2.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41,55 ve 60 ıncı maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 321 ve 336 ncı maddeleri.
1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine onayabilir.
2.07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesinde, 25.3.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup işbu geçici 4 üncü maddede, ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
3.Davalı şirketin anonim pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve ancak borsada işlem görmeyen anonim ortaklık niteliğinde olduğu Dairemizce diğer dava dosyaları içerisinde yer alan Sermaye Piyasası Kurulunun yazı cevabından anlaşılmıştır. Bu durumda davalı şirketin yukarıda anılan Kanun kapsamına girmediği anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 17.12.2019 tarih, 2018/4344 E. ve 2019/8248 K. sayılı bozma kararının kaldırılarak aşağıdaki bent kapsamında davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
4.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle
1.Karar düzeltme istenilen Dairemizin 17.12.2019 tarih, 2018/4344 E. ve 2019/8248 K. sayılı bozma ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Mahkeme kararının ONANMASINA,
Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Peşin harcın onama harcından mahsubuyla 144,00 TL'nin davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.