Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile 24.02.2016 - 24.02.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... Sigorta Poliçesi düzenlediği, ... nolu poliçe ile ... Mahallesi ... Sokak No: 26 ... / ... adresinde bulunan konutu ve ... nolu poliçe ile ... Mahallesi ... Sokak No: 34 ... / ... adresinde bulunan konutu eşyalarla birlikte sigortaladığını, davalı ... firması tarafından ... nolu poliçede konut için 140.000,00 TL ve konut içerisinde bulunan eşyalar için 20.000,00 TL'ye kadar, ... nolu poliçede konut için 90.000,00 TL ve konut içerisinde bulunan eşyalar için 20.000,00 TL'ye kadar olmak üzere Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör rizikolarına karşı teminat kapsamına alındığını, 14... tarihinde Nusaybin'de açılan hendek ve barikatların kaldırılması, bombaların imhası ve yasa dışı örgüt üyelerinin etkisiz hale getirilmesi için ilan edilen sokağa çıkma yasağı kapsamında meydana gelen olaylar sebebiyle müvekkilinin poliçeye konu her iki konutunun da eşyalarıyla birlikte yıkıldığını, sokağa çıkma yasağının 25.07.2016 tarihinde kısmen kaldırılmasıyla müvekkilinin 19.08.2016 tarihinde hasar ihbarında bulunduğu ve 4591 26... 6 numaralı hasar dosyalarının açıldığını, davaya konu konut ve eşyaların sigortalı dönem içerisinde poliçede güvence kapsamına alınan terör rizikosu sebebiyle zarara uğradığını, zararın halen giderilmediğinden bahisle şimdilik her bir daire için 2.000,00 TL ve eşyalar için 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL alacağın ihbar tarihi olan 19.08.2016 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında talebini yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Tüketici Mahkemesinin özel bir mahkeme olduğunu, 4077 sayılı Kanun'un 23. maddesine göre bu yasadan doğan uyuşmazlıkların çözümü ile görevli olduğunu, yani görev alanı yasa ile sınırlandırıldığını, davacı ile davalı müvekkili sigorta şirketi arasındaki ilişkinin ... Sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğunu, sigorta sözleşmesinin, TTK’nun 6. kitabını oluşturan 1401 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların mutlak ticari davalardan olduğu aynı yasanın 4. maddesinde açıkça belirtildiğini, bu yasadan kaynaklanan davalara ise Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde ise Ticaret Mahkemelerince bakılması gerektiği aynı yasanın 5.maddesinde belirtilmekte olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle işbu davanın, TTK’nun 4.maddesi uyarınca mutlak ticari dava olduğundan, davanın aynı yasanın 5.maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın hukuki niteliği itibarıyla Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görev alanına girmesi nedeniyle görev itirazında bulunduklarını, bu nedenle görev itirazlarının kabulü dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, davacının alacak isteminin belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığından davanın hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın HMK'nın 121.madde hükmüne aykırı olarak delillerini taraflarına tebliğ ettirmediğini, müvekkili şirket nezdinde; ... - 24.02.2017 vadeli, ... Sigortası Poliçeleri tanzim edildiğini, davacı - sigortalının TTK Madde-1435 ile düzenlenen “Beyan Yükümlülüğü” nü ihlal etmek suretiyle, önemli hususları sigortacıdan bilinçli olarak ve kasten saklayarak poliçe tanzim ettirdiğini, sonradan edindikleri bilgiler uyarınca, bölgede gerçekleşen operasyonlardan evvel, sokağa çıkma yasaklarının ilan edileceği ve çatışmaların olacağı haberlerinin ilgili yerlere yerel organlarca duyurulduğu, hatta hoparlörlerle ilan edildiği ve bu duyuruların ardından insanların bir kısmının evlerini terk ettiğinin öğrenildiğini, işte davaya konu işbu poliçe, tam da bu şartlar altında, aceleyle ve konuya ilişkin tüm bu bilgi ve gelişmeler sigortacı - müvekkili şirketten saklanmak suretiyle tanzim ettirildiğini, bu yolla, gerçekleşeceği kuvvetle muhtemel hasar davacı tarafından garanti altına alınmaya çalışıldığını, olay, tüm sigorta mevzuatı nezdinde ve hasar değerlendirmelerinde öncelikli olgu olan “ani ve beklenmedik olma” halinden çok uzak olduğunu, sigortacılığın genel düzenleme ve prensiplerden birinin hasara neden olan hadisenin ani ve beklenmedik olması olduğunu, burada, hasara sebebiyet veren olayların “Ani ve Beklenmedik” olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, operasyonların ardından, devlet eliyle bölge ve illerde zararların karşılanacağının belirtildiğini, sigortalı davacının bu yol ile zararın tazmin edileceği düşünülür ise, işbu dava dahilinde söz konusu poliçeden de talepte bulunuyor olması sigorta mevzuatına aykırı olup aynı zamanda Borçlar Kanunu madde-77’ de yer alan “Sebepsiz Zenginleşme” düzenlemesine de aykırılıklık teşkil edeceğinden bahisle dava konusu ihtilaf sigorta poliçesinden kaynaklandığından ve bu tür anlaşmazlıklara ilişkin davalar mutlak ticari dava olduğundan görev itirazlarının kabulü ile dosyada görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ve müvekkili şirket aleyhine açılmış bulunan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 114.647,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından sigortalanan konutların terör olayları sebebiyle ağır hasar alıp tamamen yıkıldığı ve içerisindeki eşyaların tamamen zayi olduğu, 20.10.2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik gereği davacı tarafın yıkılan konutlara karşılık Toki'den konut almadığı ve konutlar sigortalı olduğu için de kendisine eşya zararı ödenmediği, alınan bilirkişi raporuyla rizikonun poliçe kapsamında olduğu ve zararın kadri maruf olduğu anlaşıldığından dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli bilirkişi raporu neticesinde mahkemece verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; huzurdaki dava HMK’nın belirsiz alacak davası açılmasına ilişkin hükümlerine aykırı olduğundan iş bu davanın hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, poliçelerin tanzim tarihinin 24.02.2016, sokağa çıkma yasağının resmi olarak koyulduğu tarihin ise 14.03.2016 olduğunu, sigortacılığın genel düzenleme ve prensiplerinden birinin hasara neden olan hadisenin ani ve beklenmedik olması olduğunu, riziko sözleşme taraflarının iradeleri dışında oluşan, belirsiz ve gelecekte ortaya çıkabilecek bir olay olarak tanımlanmakta olduğunu, bu çerçevede, hasara sebep olay /tehlikenin sözleşmenin akdi esnasında bilinmiyor olması gerektiğini, terör rizikosunun sigorta sözleşmesine konu olabilmesi için 3. kişiler veya devlet tarafından gerçekleştirilen ve hasara neden olan yukarıdaki eylemlerin bütün diğer rizikolar gibi öngörülemeyen şekilde gerçekleşiyor olması beklendiğini, terör teminatının genel anlamda dışında olduğunu, ancak ilgili olayın, poliçede yer verilmiş olan terör klozu ile tek tarafıyla teminata alınan klozun kapsamında da değerlendirilemeyeceğini, davacı zararının devlet tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı esaslı itirazlarını karşılar yeni bir bilirkişi raporu alınmadan eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
davalı ... tarafından teminat altına alınan davacıya ait konutların hasar görmesinden kaynaklanan konut sigorta poliçesine dayalı tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.