SUÇLAR: Tehdit, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli 2015/563 Esas, 2016/326 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
(e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteğinin, tanık ...'nın kovuşturma aşamasında yöntemince beyanının alınmamasına, bu tanığın soruşturma beyanına itibar edilmemesine ve bu hususta eksik araştırma ve inceleme yapıldığına, tanıklar ... ve ...'nin anlatımlarının hükme esas alınmasının usul ve Yasaya aykırı olduğuna, vesaire ilişkindir.
Taraflar arasında site yönetiminden kaynaklı çıkan tartışmada sanığın, katılana "Hırsız, sahtekar, benim paralarımı aldın, dolandırıcı kadın, sen benim kim olduğumu biliyor musun, sana gününü göstereceğim." diyerek hakaret ve tehdit ettiğinden bahisle açılan kamu davasına ilişkin Mahkemece, yüklenen suçların sabit olmaması nedeniyle beraat kararları verildiği anlaşılmıştır.
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılanın iş yerinde çalışan tanık ...'nın dinlenmesi için verilen zorla getirme kararının "Kapıyı açan olmadığı." gerekçesiyle yerine getirilememesi üzerine duruşmada bulunan katılana sorulduğunda, katılanın "Tanık ...'nın beyanından vazgeçilebilir." şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece "Tanık ...'ya ulaşılamamış olması nedeniyle hazırlık beyanı gözetilerek, beyanın tesipitinde hukuki fayda bulunmadığından beyan tespitine dair ara karardan vazgeçilmesine, hazırlık beyanının okunulması ile yetinilmesine." karar verildiği ve celsede tanık ...'nın kolluk beyanının okunduğu anlaşıldığından, bu hususta Mahkemenin inceleme ve araştırmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Tanık ...'nın anlatımında, sanık tarafından katılana yönelik hakaret ve tehdit niteliğinde sözler söylendiğinin belirtmesi karşısında, sanığın atılı suçlamaları kabul etmemesi, tanıklar ... ile ...'nin aşamalardaki beyanlarının birbiriyle ve sanığın anlatımıyla uyumlu olması ve sanığın cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin bir delilin de bulunmadığı dikkate alındığında, tanıklar ... ile ...'nin beyanlarına itibarla hüküm kurulmasına ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sair Sebepler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.