SUÇLAR: Tehdit, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... (...) Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/207 Esas, 2016/49 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Mağdur ve tanığın soruşturma aşamasında hakaret ve tehditte bulunan şahsın sanık olduğunu beyan etmelerine karşın, kovuşturma sırasındaki beyanları dikkate alınarak ve ifadelerdeki çelişkiler giderilmeden sanık hakkında beraat kararı verilmesi nedeniyle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Suç tarihinde araçla mağdurun evinin önüne gelen sanığın mağdura yönelik olarak "Geçen gün kocanı dövdüm, çık dışarı, seni de döveceğim, senin ananı avradını sinkaf edeceğim." şeklinde sözler söylediği, beş dakika sonra yine gelerek "Sizi burada yaşatmayacağım, size huzur yok." diyerek mağduru tehdit ettiği iddiası ile kamu davası açılmış; ancak Yerel Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kabul olunmuştur.
A. Sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, sanığın atılı suçları işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve Mahkemece mağdur ve tanığın kovuşturma beyanlarına itibar edilme gerekçesinin yerinde olduğunun anlaşılması karşısında Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, O yer Cumhuriyet savcısnın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.