Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2014/586 Esas, 2015/658 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
O yer Cumhuriyet savcısının tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteği, tanık ifadesi ile sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediği sabit olduğuna, vesaire ilişkindir.
1. Sanığın kardeşi olan mağdurdan aldığı 45.000,00 TL borcu ödemediği, mağdurunda parayı istemek için sanığın yanına gittiği, sanığın mağduru telefonla arayarak, "Seni öldüreceğim, g...tün yiyorsa parayı gel al, seni bulursam ağzına yüzüne s...çıcam, seni öldüreceğim." diye söyleyerek tehditte bulunduğu iddiası ile kamu davasının açıldığı belirlenmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, tutarlı tanık ifadeleri ile desteklenmeyen mağdurun soyut iddiasından başka sanığın mahkumiyetine yeter, somut, kesin delil elde edilememesi karşısında sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verildiği belirlenmiştir.
2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği yönünde savunma yaptığı anlaşılmıştır.
3. Mağdur, her aşamada oluşa ilişkin istikrarlı anlatımlarda bulunmuştur.
4. Tanık ...'nin soruşturma aşamasında;
"...... telefonda seni öldüreceğim, nerdesin lan, g...tün yiyorsa parayı gel al, seni bulursam ağzına yüzüne s...çıcam, şerefsiz, haysiyetsiz, seni öldüreceğim diye söyledi ve sonra eşim kızarak telefonu kapattı..."
Şeklinde, kovuşturma aşamasında;
"Ben olay tarihinde eşimle dışardaydım, telefonla abisi ... eşim ...'ı aradı ancak ben telefonla konuştukları için ne konuştuklarını duymadım ancak bana telefonu kapattıktan sonra eşim ... abisinin kendisine küfür ettiğini söyledi, ben sadece küfür ettiğini hatırlıyorum ama ne küfür söylediğini hatırlayamıyorum, net sözcüklerle size söyleyemem ancak sana etek giydireceğim dediğini telefonda bağırdığı için duydum, etek giydireceğim bir tehdittir, bunun dışında bir tehdit cümlesi duymadım."
Şeklinde, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında olayın gelişimine ilişkin farklı anlatımlarının bulunduğu belirlenmiştir.
1. Sanık savunması, tanık ...'nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımlarında çelişki bulunması karşısında, Mahkemece verilen beraat kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, O yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.