SUÇLAR: Tehdit, kasten yaralama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 Tarihli ve 2015/506 Esas, 2016/96 Karar Sayılı Kararıyla Sanık Hakkında;
1. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,
2. Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.740,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve emanette kayıtlı eşyanın müsaderesine,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteğinin, mağduru tehdit etmediği ve yaralamadığına, cezalandırılması için yeterli delilin bulunmadığına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve para cezasını ödeyemeyeceğine, vesaire ilişkindir.
1. Sanık ile eşi olan mağdur arasında çıkan tartışma sırasında sanığın, odun parçası ile mağduru yaraladığı ve "Senin hayatını bitireceğim, defol git buradan." diyerek tehdit ettiği Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanığın savunmasında, mağduru tehdit etmediğini belirttiği, kasten yaralama suçu yönünden ise kısmi ikrarda bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Mağdurun aşamalarda istikrarlı anlatımlarda bulunduğu tespit edilmiştir.
4. Dosyada mevcut 05.09.2015 tarihli genel adli muayene raporunda, mağdurun sol kol lateral tarafta kızarıklık ve hassasiyet, sol yüz yarımında hiperami ve hassasiyet bulunduğu, darp, cebir izinin mevcut olduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği belirtilmiştir.
5. Suç tarihinde kolluk tarafından tanzim olunan rızaen teslim etme tutanağında; suçta kullanıldığı belirtilen 40 cm uzunluğunda ve 3x6 cm genişliğinde olan ağaç parçasının mağdur tarafından teslim edildiği belirtilmiştir.
6. Sanığın adli sicil kaydı ve mağdurun eşi olduğunu gösteren güncel nüfus kayıt örneği dosyada mevcuttur.
Sanık savunması, mağdur beyanı, adli muayene raporu ve tüm dosya kapsamıyla, sanığın üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup sanığın, bozma sebepleri dışındaki temyiz sebepleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. Sanığın, mağduru darp ettiği sırada tehdit niteliğinde sözleri söylemesi şeklindeki eyleminin kesintiye uğramaması karşısında, tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde olduğu ve eylemlerin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tehdit suçundan ayrıca mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Sanığın aşamalarda, mağdurdan, babaannesine götürmek için evde bulunan yemeklerden paket hazırlamasını istemesi üzerine tartışma yaşandığını ve karşılıklı hakaret ettiklerini belirtmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi ile eylemlerin öncelik sonralık ilişkisi değerlendirilerek sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.