Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2015 tarih 2015/12802 Esas, 2015/11181 sayılı iddianamesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kamu davası açılmıştır. Yerel Mahkemece sanığın eyleminin tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek ve değişen suç vasfına göre 5271 sayılı Kanunun 226 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek savunma hakkı da verilmek suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 inci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, vesaire ilişkindir.
Sanığın, iddianame anlatımında geçen olayın öncesinde yaşanan tartışmanın ve kendisine hakaret edilmiş olmasının oluşturduğu haksız tahrik altında, evinden aldığı av tüfeği ile şantiyeye gelerek şikâyetçiyi korkutmak amacıyla ateşlediğinin, şikâyetçi anlatımı ve sanığın ikrarı doğrultusunda sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
A.Sanığın ikrarı ile şikâyetçinin anlatımı karşısında sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair Mahkemesinin inanç ve taktirinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
B.Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemece verilen hükümde sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.