Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2010 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Küçükçekmece (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 27.09.2010 tarihli ve 2010/2989 Esas, 2012/739 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 12.06.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.

3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Küçükçekmece (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2013/7 Esas, 2013/769 Karar sayılı kararı ile sanığın mazereti değerlendirilerek sanık hakkında karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği yeniden denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 01.07.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.

4. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2015 tarihli 2014/1766 Esas ve 2015/1090 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri özetle;

1. Beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Ele geçen esrar maddesinin kendisine ait olmadığına,

3. Üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmediğine,

4. Sabıka kaydı dikkate alınarak hakkında ceza verildiğine,
ilişkindir.

27.09.2010 tarihinde saat 01.00 sıralarında polis memurlarının .... Mahallesi .... Sokak üzerinde kendilerini gören sanık ...'in sol kolunu sallayarak birşey attığını gördükleri, burada polislerce yapılan kontrolde bıçak ile uyuşturucu olduğu değerlendirilen maddenin bulunduğu, yapılan kriminal inceleme neticesi İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen ekspertiz raporuna göre, ele geçirilen net ağırlığı 0.4 gram gelen yeşil renkli toz maddenin uyuşturucu maddelerden esrar olduğunun tespit edildiği, sanık savunmasında suçlamayı kabul etmemiş ise de, 27.09.2010 tarihli tutanaktan suça konu maddeyi sanığın attığının görüldüğünün net bir şekilde ortaya konulması karşısında sanığın savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
27.09.2010 tarihli tutanak içeriğine göre, saat 01.00 sıralarında görevli ekibin Manolya Sokağı başında beş-altı gencin şüpheli hareketlerde bulunarak yürüdüklerini ve arka tarafta bulunan beyaz kapşonlu mavi kot pantolonlu gencin sol kolunu ani şekilde sol tarafa sallayıp bir şey attığını görmeleri üzerine, yanlarına yaklaşılıp beyaz kapşonlu gencin kimlik tespiti yapıldığında sanık ... olduğunun belirlendiği, sanığın bir şey attığı yerdeki oto ilerisindeki tahtaların yanında bir adet bıçak bulunduğu, bıçağın bir metre ilerisinde bulunan otonun sağ ön lastik hizasında ise beyaz kağıda sarılı daralı bir gram gelen yeşil renkli toz halinde esrar maddesinin bulunduğu, sanık ...'in yanında bulunan diğer şahısların sadece GBT kayıtlarının sorgulamasında aranan şahıslardan olmadıklarının tespit edildiğinin tutanakta belirtildiği ancak, bu şahısların açık kimlik bilgilerine tutanakta yer verilmediği ve soruşturma kapsamında beyanlarının da alınmadığı, sanığın kolunu sallayarak yere attığı maddenin ne olduğunun belirtilmediği ve atılan yerdeki araştırmada bıçak ve bir metre ilerisinde uyuşturucu maddenin bulunduğunun tutanağa yansıtıldığı, sanık ...'in tüm aşamalarda ele geçen bıçağı kendisinin attığını ancak bulunan uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını belirterek suçlamaları kabul etmediği anlaşılmakla; kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen, olayı müteakip
kamu davası açılmadan önce uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan, alınan savunmalarında ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunmadığını söyleyerek suçlamaları kabul etmeyen sanığın, daha önce kullandığını söylediği uyuşturucu maddelerin de ele geçmemesi nedeniyle niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından, ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2014/1766 Esas, 2015/1090 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.01.2023 tarihinde karar verildi.