Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında katılanlar ... ve ...'e karşı tehdit suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, aynı Kanun'un 29 uncu, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere göre infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyizinin sübuta, suç kastının olmadığına ve bu sebeple beraat kararı verilmesi gerektiğine, hapis cezasına karşılık gelecek şekilde hakkında alternatif ceza tedbirlerinin uygulanması gerektiğine, vesaireye yönelik olduğu belirlenmiştir.
Sanık ile katılanların birlikte düğün organizasyonlarına katılarak müzik işi ile uğraştıkları, kendilerine iş karşılığı verilen paranın paylaşımı nedeniyle aralarında başlayan anlaşmazlıkta sanığın 28.01.2014 tarihinde saat 20.39 da katılan ...'yı "...sadece görüşücez, bunu bil, senin o kardeşinin burnunu kıracağım..." şeklinde, 30.01.2014 tarihinde saat 13.04 te mağdur ...'e "...burnunu kıracağım senin..." biçiminde mesajlar göndermek suretiyle tehdit ettiği iddia ve kabul olunmuştur.
A.Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Sübuta ve suç kastının olmadığına yönelik temyiz istemi
Sanığın suçlamayı kabul etmesi, katılan beyanları, 30.12.2014 tarihli mesaj tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı karşısında suçun sübuta erdiğinin kabulüyle mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
2.Lehe hükümlerin uygulanmasına yönelik temyiz istemi
"Sanığın kişilik özellikleri, geçmişi, sabıkalı ve mükerrir oluşu, sabıkasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının denetim süresi içinde suç işlemiş olması, suç işleme eğilimi dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmaması nedenleriyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, sanığa verilen cezanın ertelenmesine ya da seçenek tedbirlere çevrilmesine yer olmadığına." şeklinde karar verildiği anlaşılmakla lehe hükümlerin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına dair mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Belirlenerek yapılan incelemede sanığın temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
B-Sair Yönlerden
1.6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması,
2.Uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise;
a.17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 saıylı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
b.Sanığın adli sicil kaydında bulunan geçmiş hükümlülüğü nedeniyle tekerrür hükümleri uygulanmış ise de; tekerrüre esas alınan ilamın dayanağı olan tehdit suçunun, hükümden sonra 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında anılan suça ilişkin mahkumiyet hükmü açısından uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.