Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası, 61 inci maddesi ve 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul (Kapatılan) 30. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.04.2013 tarihli ve 2012/835 Esas, 2013/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 22.05.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.

3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul (Kapatılan) 30. Sulh Ceza Mahkemesinin, 06.06.2014 tarihli ve 2014/278 Esas, 2014/708 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci fıkrası uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 09.09.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

4. Sanığın denetim süresi içinde 28.01.2015 tarihinde işlediği hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04.03.2016 tarihli ve 2016/183 Esas, 2016/274 Karar sayılı mahkûmiyet kararının 05.04.2016 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli ve 2016/240 Esas, 2016/322 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, kararın temyiz edilmesi için gereğinin yapılmasına ilişkindir.

Sanığın cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlediği gerekçesiyle hüküm açıklanarak mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanığın üst aramasında, kenevir tohumu dışında herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunmadığı, kenevir tohumlarının uyuşturucu veya uyarıcı madde içermemesi nedeniyle bizatihi bulundurulmasının suç teşkil etmediği, olayı müteakip uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan sanığın, daha önce kullandığını söylediği uyuşturucu maddelerin ele geçmemesi nedeniyle niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından, soyut beyan dışında atılı suçu işlediğine dair her türlü
şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli ve 2016/240 Esas, 2016/322 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.01.2023 tarihinde karar verildi.