Dava hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir.
Anılan Yasanın 6. maddesinde, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” hükmü öngörülmüş olup; sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından HMK. 307. (HUMK. 91.) maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, HMK. 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya HMK. 150. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.
Bu nedenle; inceleme konusu davada mahkemece, davadan feragat edilemeyeceği davacıya bildirilmeli, feragat beyanının HMK. 123 (HUMK. 185) veya 150. (HUMK.409) maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, tespit edilen beyanın, anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre 123 veya 150. maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise, elde edilecek sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan ve hükümden sonra ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; mahkemece, verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğu belirgin olup, bozulması gerekmektedir.
O hâlde, davalılardan SGK Başkanlığı avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye ...’in muhalefetine karşı; Başkan Vekili ..., Üyeler ..., ..., ...’ın oylarıyla ve oyçokluğuyla, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Dava, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin hükmü delaletiyle 506 sayılı Yasanın 79/10. Maddesi kapsamında hizmet tespit davasıdır.
Davacı vekili, 25.05.2012 tarihli dilekçesi ile davasından feragat ettiğini bildirmiştir, mahkemece de “Davanın feragat nedeniyle reddine” karar verilmiştir.
Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, hizmet tespiti davasından vazgeçme (feragat) mümkün olup almadığı, aleyhe bozma yapılıp yapılamayacağı ve sonucuna göre mahkemece yapılacak işlemler yönündedir. Daire çoğunluğu, sosyal güvenlik hakkından feragatin olanaksız olduğu, ancak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçilebileceği görüşündedir.
Anayasasının 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu kabul edilmiş ve Devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alması öngörülmüştür. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan bu temel güvenlik hakkından 506 sayılı Yasa 6. maddeye göre, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.” (5510 sayılı yasada muadil hüküm yoktur.)
Feragat, HUMK’nda 91. maddede, yeni HMK’nda ise 307. maddede düzenlenmiştir. Kural olarak her davadan feragat edilebilir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, açmış olduğu davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Dava konusu üzerinde tarafların tasarruf yetkisi bulunmasa bile davacı davasından feragat edebilir. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, sh. 3650).
Bazı hallerde, davacının feragati bir sonuç doğurmaz. Şuyuun giderilmesi davasında olduğu gibi, sosyal güvenlik hakkına ilişkin davalardan da vazgeçme, feragat mümkün değildir. Bu tür davalarda feragat nedeniyle davanın reddine karar verilip temyiz edilmeden kesinleşse bile, yeniden dava açılmasına engel olmadığı Dairemizin yerleşik görüşlerindendir. Ne var ki, hiç kimse açmış olduğu davayı takibe de zorlanamaz.
Daire çoğunluğu, davadan feragat halinde, HMK 123. madde uyarınca, davalının açık rızası dışında davasını geri alabileceği ya da, 150. madde uyarınca, dosyanın işlemden kaldırılabileceği ve takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilebileceği görüşündedir. Vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmesi halinde de hakkın özünden feragatın mümkün olmaması, yeni bir dava açılmasına engel olmaması nedenleriyle aynı sonuçları doğurmaktadır. Bu nedenle hizmet tespit davalarında feragat veya vazgeçme nedeniyle davanın reddi yönünde verilen kararlar, davayı usulen sona erdiren işlemler olarak değerlendirilmelidir ve mümkündür.
Somut olayda, davalı Kurumun temyizi sadece vekalet ücretine ilişkindir. Davayı takip edeceğine veya dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik talepte bulunmamıştır. Tarafların talep etmediği, üzerinde uyuştukları hüküm dışına çıkarak aleyhe bozma yasağı nedeniyle karar verilemez.
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşündeyim.